ABD, Japonya'ya gümrük vergisini %15'e indirdi

ABD'nin ek gümrük tarifeleri için son gün olarak belirttiği 1 Ağustos yaklaşırken bazı ülkelerde anlaşmalar sağlandı. Buna göre ABD, Japonya'ya uygulayacağı gümrük vergisi oranını %25'ten %15'e indirdi. Japonya ise ABD'ye 550 milyar $'lık yatırım yapmayı ve ABD pirinci ile otomobillerine ekonomisini açacağı taahhüdünde bulundu.

Reklam
Reklam

ABD Başkanı Donald Trump, Japonya ile yürütülen görüşmeler sonunda gümrük vergisi oranını tehdit ettiği %25 seviyesinden %15’e çektiğini duyurdu. ABD Başkanı, aynı açıklamada Japonya’nın ABD’ye toplam 550 milyar dolarlık yatırım yapacağını ve ekonomisini Amerikan pirinci ile otomobillerine daha geniş ölçekte açacağını söyledi. Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba, anlaşmayı karşılıklı fayda vurgusuyla olumlu karşıladı. Buna karşın anlaşmanın hukuki zemini, Kongre onayı gerektirip gerektirmediği ve yatırım vaadinin hangi sektörlere, hangi zaman diliminde yönlendirileceği gibi başlıklarda belirsizlik sürüyor. Özellikle Japon otomobillerinin daha önce dile getirilen %25’lik sektörel vergi kapsamına girip girmeyeceği hâlâ açıkça tanımlanmış değil.

Trump’ın tarifeleri yalnızca ekonomik araç olarak değil, siyasi baskı unsuru olarak kullandığına ilişkin tartışmalar da bu yeni adımla yeniden alevlendi. ABD Başkanı, 1 Ağustos’ta yürürlüğe koymayı planladığı geniş tarife listesini son mektuplarında dünya liderlerine sıralamıştı. Paket kapsamında Filipinler’den gelen ürünlere %19 vergi öngörülürken, Amerikan menşeli mallara sıfır vergi uygulanacağı ifade edildi; Endonezya için de %19 oranı teyit edildi. Avrupa Birliği’ne ise mallarına %30 vergi tehdidi yöneltildi ve Brüksel’in Washington’da son dakika görüşmeleri yapacağı belirtildi. Yönetim bu duvarların yerli üretimi artıracağını ve ticaret açığını azaltacağını savunurken, iş dünyası ve tüketici örgütleri maliyetlerin zincirleme biçimde fiyatlara yansıyacağı uyarısında bulunuyor; Dünya Ticaret Örgütü nezdinde de yeni uyuşmazlık süreçlerinin doğabileceği dile getiriliyor.

Türkiye perspektifi: Düşük oranlı muafiyetin siyaseti
Financial Times’ın daha önceki analizlerinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın tarife politikasının ekonomik rasyonelden ziyade siyasi kaldıraç olarak kullanıldığı vurgulanmıştı. Neredeyse tüm ülkelere yüksek oranlı tarifeler yöneltilirken Türkiye’ye %10 düzeyinde bir oran uygulanması, Ankara’nın Trump nezdinde güçlü lider yönetimi ve kontrol edilebilir ortak algısıyla ilişkilendiriliyor. Türkiye’nin ABD’ye karşı ticaret fazlasına rağmen yüksek tarife baskısından kaçınması ve muhalefete dönük yargı süreçlerini sorun olarak görmemesi bu algıları güçlendiriyor. 1 Ağustos paketinde Türkiye’ye yönelik oranlarda değişikliğe gidilip gidilmeyeceği ise belirsizliğini koruyor. Japonya örneği, Trump’ın “maksimum tehdit, ardından kontrollü geri çekilme” şeklindeki pazarlık stratejisinin sürdüğünü gösterirken, Türkiye gibi orta ölçekli ortaklar açısından belirleyici olanın ekonomik parametrelerden çok Washington’la kurulan siyasi ilişki mimarisi olduğu değerlendiriliyor.

Kaynak: Ekonomim