Atatürk Havalimanı saldırısı: IŞİD'çilere tahliye

Yargıtay, Atatürk Havalimanı'nda IŞİD tarafından düzenlenen 45 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili davada 7 sanık hakkındaki verilen kararı bozdu. Sanıklardan 6'sının tahliyesine karar verildi.

Reklam
Reklam

IŞİD militanı üç kişinin 28 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanı'nda düzenlediği bombalı saldırı sonrası yargılanmaya devam eden yedi tutuklu sanıktan altısı Yargıtay kararıyla tahliye edildi.

45 kişinin hayatını kaybettiği, 236 kişinin yaralandığı saldırıda altı kişi için 46'şar kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmişti.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin, "hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile teşdidin derecesinde hataya düşülerek fazla ceza tayin edilmesi" şeklindeki hükmü sonucunda, yedi sanıktan altısı 12 Aralık Perşembe günü serbest bırakıldı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 2018'de, saldırıyı planlamakla suçlanan altı sanığa "anayasayı ihlal" ve "tasarlayarak öldürme" suçlarından müebbet hapis cezası vermiş, bir sanık da "örgüt üyesi" suçlamasından 12 yıl cezaya çarptırılmıştı.

Dava sonucunda verilen hükümler şöyleydi:

Altı sanığa ‘anayasayı ihlal’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 45 kişiyi ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan 46 kez ağırlaştırılmış müebbet; 42 kişiyi ‘tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 2 bin 202 yıl, 45 kez ‘mala zarar verme’ suçundan 402 yıl hapis (toplamda 2 bin 604 yıl)

Altı sanığa ‘terör örgütüne üye olma’ suçundan çeşitli miktarda hapis

Bir sanığa ‘terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme‘ suçundan üç yıl dokuz ay hapis

Üç sanığa ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçundan iki yıl 6’şar ay hapis

26 sanığa beraat Kararlar nihai onay için Yargıtay’a gönderilmişti.

İletişim Başkanlığı: Tahliye edilenler fail değil
İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, haber üzerine tahliye edilenler arasında saldırının faillerinin bulunmadığını duyurdu.

Açıklama şöyle:

“Bazı basın yayın organlarında yer alan, ‘Atatürk Havalimanı’nda 45 kişinin katledildiği davada terör örgütü DAEŞ üyeleri tahliye edildi’ haberinin çarpıtmalara sebebiyet verdiği tespit edilmiştir. Söz konusu haberler kamuoyunda, ‘terör saldırısının failleri serbest bırakılmış’ gibi bir algıya neden olmaktadır. Ancak tahliye edilen söz konusu altı sanık sekiz yıldır tutuklu olup saldırının faili değillerdir. Bu kişiler, örgüt üyeliği, örgütün finansı gibi suçlardan yargılanmaktadırlar. Altı sanığa isnat edilen suçlar yönünden tutuklu kaldıkları süreler verilecek cezaları karşılama ihtimali bulunduğundan tahliyelerine karar verilmiştir.”


Arka plan
İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısı, 28 Haziran 2016'da, yerel saatle 21:22'de yaşandı. Dağıstan asıllı Rus, Kırgız ve Özbek uyruklu üç kişinin düzenlediği olayda saldırganlar önce uzun namlulu silahlarla insanlara ateş açmış, sonra canlı bomba eylemi gerçekleştirmişti.

29 Haziran'da, Türkiye'de bir günlük ulusal yas ilan edilirken yurt içi ve yurt dışındaki tüm temsilciliklerde bayraklar yarıya indirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada, "Bu saldırının, herhangi bir sonuç elde etmeyi değil, sadece ve sadece masum insanların kanı ve acısı üzerinden dünyaya ülkemiz aleyhinde propaganda malzemesi üretmeyi hedeflediği açıktır," ifadelerini kullandı.

ABD menşeli haber ajansı Associated Press (AP), saldırıyı Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) üstlendiğini aktardı. 2 Temmuz'da, ölü sayısının 45'e yükseldiği, 236 kişinin yaralandığı bildirildi.

Amerikan Federal Havacılık Kurumu, Türkiye'den ABD'ye ve ABD'den Türkiye'ye yapılacak tüm seferlerin güvenlik gerekçesiyle iptal edildiğini açıkladı. Bunu İran ve İsviçre'nin Swiss International Air Lines'ı benzer kararlar aldı.

Saldırı sonrası Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Başbakanlık talebiyle yayın yasağı getirdi. Twitter, Facebook, YouTube gibi platformlara erişim yavaşlatıldı.

Uluslararası toplumun Ankara'ya destek ve dayanışma mesajları ilettiği günlerde, NATO'nun o dönemki genel sekreteri Jens Stoltenberg saldırıyı "güçlü bir şekilde kınadığını" yazdı. Ayrıca, Brüksel'deki NATO Karargahı önünde bulunan tüm üye devletlerin bayrakları Türkiye için yarıya indirildi.

Irak ve Suriye’de 2014 yılında ele geçirdiği topraklar ve yaptığı kanlı saldırılar ile ismini duyuran IŞİD’in kökenleri, Afganistan’da Ebu Musab el-Zerkavi tarafından kurulan “Tevhid ve Cihat” isimli örgüte dayanmakta.

Afganistan’daki IŞİD mensupları ilk olarak 2001 yılında Irak’ın kuzeyine gelerek örgütlenmiş ve 2004 yılında “Irak el-Kaidesi” ismini almıştı. 2006 yılında “Irak İslam Devleti’ni” kurduğunu ilan eden grup, 2014 yılında Irak’ın en büyük ikinci kenti Musul ve Suriye’nin doğusunda belli bölgeleri ele geçirmesiyle uluslararası kamuoyunca tanınır hale gelmişti ve ismini “Irak Şam İslam Devleti” olarak değiştirmişti.

Aynı yıl Irak'ın Musul şehrindeki Türk Başkonsolosluğu'nu basarak, dönemin başkonsolosu Öztürk Yılmaz'ı kaçıran örgüt, 2015'teki Suruç saldırısı, bir yıl sonra İstanbul'da gerçekleştirilen Sultanahmet, Beyoğlu ve İstanbul Atatürk Havalimanı saldırıları, ve 2017'deki Reina gece kulübü saldırısı da dahil olmak üzere Türkiye'yi pek çok kez hedef almıştı.

22 Aralık 2016 tarihinde ise Fethi Şahin ve Sefter Taş isimli Türk askerlerinin yakılarak öldürüldüğü görüntüler IŞİD tarafından servis edilmişti.

Ülke gündemine oturan video kısa sürede yalanlansa da Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Taş ailesine yapılan ziyarette Sefter Taş'ın "şehit olduğu" aileye bildirilmişti. Fethi Şahin'in babası Mehmet Şahin ise yetkililer tarafından kendisine oğlunun "akıbetinin belli olmadığının" söylendiğini ifade etmişti.

Türk güvenlik güçleri, ülke genelinde IŞİD’e karşı çok sayıda operasyon düzenledi. Aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Harekatı ile IŞİD’e karşı kara operasyonu düzenledi ve IŞİD hedeflerini bombaladı.

Türkiye’nin sınırları dışındaki tek toprak parçası olan Süleyman Şah türbesinin çevresinin IŞİD tarafından sarılmasının ardından Şah Fırat Operasyonu başlatıldı. Operasyon, türbede bulunan 38 personelin Türkiye'ye getirilmesi ve türbe içerisinde bulunan Süleyman Şah ve iki muhafızının naaşının da Suriye'nin Eşme köyüne taşınması ile sona erdi.

Türkiye'nin gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı Harekâtı ve ABD öncülüğünde düzenlenen hava saldırılarıyla darbe alan ve elindeki geniş toprakların hepsini kaybeden IŞİD, Avrupa Birliği (AB), Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşmiş Milletler (BM) ve pek çok başka örgüt ve ülke tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor.

Kaynak: Euronews Türkçe, Diken