BM: "Denizlerden yılda 6 milyar ton kum çekiliyor"
BM Çevre Programı (UNEP), denizlerden her yıl 6 milyar ton kum çekildiğini ve bu kadar fazla miktarda kum çekilmesinin deniz biyoçeşitliliği tehlikeye attığını açıkladı. Denizden en çok kum çekilen bölgeler Güney Çin Denizi, ABD'nin Doğu yakası ve Kuzey Denizi.
UNEP dün yaptığı açıklamada, deniz ve okyanuslardan yıllık 6 milyar ton kum çekildiğini bunun da günde 1 milyondan fazla damperli kamyon hacmine eş değer olduğunu duyurdu. UNEP, sualtı biyoçeşitliliğinin tehlike altında vurgulayarak denizlerden ve okyanuslardan çekilen kumun takibi için Deniz Kumu Takibi adlı bir veri platformu kurduğunu belirtti.
Kum çekme miktarının kıyı ve deniz ekosisteminin yapısını ve işlevini sürdürmek için nehirlerin ihtiyaç duyduğu, yılda 10 ila 16 milyar tonluk doğal yenilenme oranına yaklaştığı ifade edilerek bu durumun endişe verici olduğu vurgulandı. UNEP açıklamasında “Kum ve çakıl için sığ deniz madenciliği çeşitli inşaat faaliyetlerinin merkezinde yer alır. Kıyı savunması inşa etmek ve rüzgar veya dalga türbinleri gibi açık deniz enerji altyapısını desteklemek için deniz kumuna ihtiyaç duyulacağından, yükselen deniz seviyeleri ve fırtınalar kıyı toplulukları için bir tehdit oluşturuyor. Kum çekme, su bulanıklığından etkilenen deniz biyoçeşitliliği, besin bulunabilirliğindeki değişiklikler ve gürültü kirliliği de dahil olmak üzere kıyı ve deniz yatağı ekosistemlerini riske atıyor." ifadelerini kullandı.
Denizden en çok kum çekilen bölgeler Güney Çin Denizi, ABD’nin doğu yakası ve Kuzey Denizi olarak sıralandı. Haziran 1972'deki İnsan Çevresi üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı sonrasında kurulan UNEP bugüne kadar çok sayıda çok taraflı çevre sözleşmesinin gelişiminde kilit rol oynadı. UNEP’e yeni sorumluluklar getiren bu sözleşmeler arasında, Nesli Tehlike Altındaki Bitki ve Hayvan Türlerinin Uluslararası Ticaretine ilişkin CITES Sözleşmesi (1973), Vahşi Hayvanların Göçmen Türlerinin Korunmasına ilişkin Bonn Sözleşmesi (1979), Ozon Tabakasının Korunmasına ilişkin Viyana Sözleşmesi (1985), Ozon Tabakasını İncelten Maddelere ilişkin Montreal Protokolü (1987), Tehlikeli Atıkların Sınırötesi Taşınımının ve Bertarafının Kontrolüne ilişkin Basel Sözleşmesi (1989), Biyoçeşitlilik Sözleşmesi (1992), Belirli Tehlikeli Kimyasalların ve Pestisitlerin Uluslararası Ticaretinde Ön Bildirime ilişkin Rotterdam Sözleşmesi (1998), Biyogüvenlik Kartagena Protokolü (2000), Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Stokholm Sözleşmesi (2001) yer almaktadır. UNEP’in en yüksek karar alma organı UNEP Yönetim Konseyi oturumları olup, bu oturumlarda çevre alanındaki önemli ve ortaya çıkan yeni küresel çevre sorunları gözden geçirilmekte, var olan ve ileride ortaya çıkabilecek sorunlara ilişkin politikalar görüşülmekte, UNEP’in görevlerini belirleyen kararlar alınmakta ve UNEP’in iki yıllık bütçe ve çalışma programları onaylanmaktadır.
Kaynak: Gazete Oksijen