İliç maden kazası komisyonunda "siyanür" gerilimi

İliç ilçesindeki maden kazasını araştıran Meclis Komisyonu'nda, akademisyenler siyanürün zararsız olduğunu savundu. Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, bu açıklamalara tepki göstererek, siyanürü Erzincan'ın tulum peyniri gibi anlattıklarını belirtti.

Reklam
Reklam

İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ündül, madenlerdeki kitle hareketlerinin habersiz gerçekleşmediğini belirterek, İliç'teki maden ocağında yeraltı radarlarının bulunduğunu ve bu radarların önlem alınabilecek kadar zaman tanıdığını ifade etti. Erzincan'ın İliç ilçesindeki maden ocağında meydana gelen kazanın araştırılması ve benzer kazaların önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, Antalya Milletvekili Atay Uslu başkanlığında toplandı.

Uslu, toplantının açılışında, komisyonun kazanın meydana geldiği maden ocağını incelediğini, valilikte ve kaza yerinde çalışmalar hakkında bilgi aldıklarını belirtti. Uslu, 13 Şubat'taki kazanın ardından bölgede gerekli tedbirlerin alındığını ve arama çalışmalarında 4 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını, 5 kişiyi ise arama çalışmalarının devam ettiğini aktardı. Uslu, komisyon olarak hedeflerinin, İliç'te meydana gelen maden kazasındaki ihmal süreçlerini ortaya çıkarmak ve gelecekte benzer kazaların yaşanmaması için gerekli adımları belirlemek olduğunu vurguladı.

Toplantıda İstanbul Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Kumral başkanlığında, Prof. Dr. İrfan Yolcubal, Doç. Dr. Mustafa Özer, Doç. Dr. Cüneyt Atilla Öztürk ve Doç. Dr. Ömer Ündül milletvekillerine sunum yaptı. Uzmanlar, altın madenciliğinin önemi ve siyanürün insan ve çevreye zarar vermeyeceği yönündeki ifadeleriyle dikkat çekti. Ancak bu ifadeler muhalefet milletvekillerinin eleştirilerine neden oldu. Sunumda siyanürün "Kanser yapıcı etkisi yoktur, kanserojen olmayan D Grubu bileşenleri arasındadır" ifadesi yer aldı.



Prof. Dr. Mustafa Kumral, kazanın ardından bölgeye giderek akademik incelemeler yaptıklarını belirtti. Kumral, kaza sonucunda 10 milyon ton civarında toprak kayması meydana geldiğini ifade etti. Doç. Dr. Cüneyt Atilla Öztürk, dünya genelinde yılda 3 bin 500 ton civarında altın üretildiğini, Türkiye'nin dünya üretiminin binde 8'ini karşıladığını ve kendi altın ihtiyacını karşılayamadığını vurguladı. Doç. Dr. Mustafa Özer, altının %84'ünün siyanürle çıkarıldığını ve siyanürün yerini alacak başka bir malzemenin olmadığını belirtti.

Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, siyanürün yer altına karışması durumunda altının kaybedileceğini, bu nedenle maden şirketlerinin siyanürün yer altına geçmesini istemeyeceğini ifade etti.

Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ise akademisyenlerin siyanürle ilgili ifadelerini eleştirerek, "Canım Başkanım, sizin demokrasi anlayışınıza, hoşgörünüze gerçekten çok teşekkür ediyoruz ama canım hocalarım da siyanürü o kadar güzel anlatıyorlar ki yani siyanürün sanki doğaya, çevreye hiçbir zararı yok. Biraz da Hocam, şu bölünmeyi de anlatırsanız, 'Orası böyledir ama şu da şöyle olur, şunu yaparsak da… Burada onları da duymak istiyoruz. Siyanürü, can Erzincan’ın tulum peyniri gibi anlatıyorsunuz, kurban olayım." diye konuştu. Özer, bunun üzerine siyanürün doğru ortamda, doğru şartlarda kullanılmadığı zaman tehlikeli bir madde olduğunu belirtti. Türkiye'de kullanılan siyanürün yüzde 1,5'inin madencilikte kullanıldığını belirten Özer, "Keşke kimyasal hiç kullanılmasa. Suda çözünme yapılsa, siyanür hiç kullanılmasa..." ifadesini kullandı.

Prof. Dr. İrfan Yolcubal, İliç'te yer altı suyuyla kayan toprağın bağlantısının kesilmesi gerektiğini ve bu konuda Devlet Su İşleri'nin çalışma yaptığını belirtti. Doç. Dr. Cüneyt Atilla Öztürk, İliç'teki maden kazasında toplam 5 milyon 900 bin metreküp malzemenin kaydığını ve yığının suya doygun hale gelmesi nedeniyle toprak kaymasının meydana geldiğini ifade etti. Öztürk, madenlerde görevlendirilen mühendislerin yeterliliğine dikkat edilmesi gerektiğini ve yığın liç sahalarının jeoteknik koşullarını denetleyecek bir mekanizmanın olmadığını vurguladı.

Doç. Dr. Ömer Ündül, hiçbir kitle hareketinin habersiz gelmediğini belirterek, yer altı radar verilerinin önlem alınabilecek kadar zaman tanıdığını ifade etti. Ündül, İliç'teki kazanın jeoradar verileri ile incelenmesi gerektiğini vurguladı.

Kaynak: Gazete Oksijen