Yetenekli Ama Tembel

Alper A. İlerigel

“Türk gibi başla, Alman gibi bitir.” Anonim   Eski teknik direktör Önder Özen, 2010-2011 sezonu Fenerbahçe-MKE Ankaragücü maçında, Alex’in 4 gol attığı ve 5. gol için frikik kullanacağı anda takım arkadaşı Mehmet Topuz ile arasında yaşanan olayı anlatıyor. Alex frikik atışı için hazırlanırken, Mehmet Topuz, Alex’e frikiği kullanmak istediğini söylüyor. Alex, frikiği bırakmıyor ve golü atıyor. Mehmet Topuz tabii bozuluyor. Sonrasında Alex soyunma odasına Mehmet Topuz’u çağırıyor. Mehmet Topuz: “Kaptan sen 4 tane zaten gol attın. Yani bir tane de ben frikik atsam ne olurdu ki?” diye soruyor. Alex: “Ben her gün antrenmandan sonra 20 tane, 30 tane frikik atıyorum. Ben seni hiç görmedim antrenmandan sonra çalışırken. Tabii ki ben vuracağım, sen vurmayacaksın. Çünkü ben çalıştım, ben vuracağım. Sen çalışırsan, sen vurursun. Gel beraber çalışalım, haftaya sen vur. Ama çalışmadan bu topu benden isteme.”   Türk gibi bir şekilde başlanır da Alman gibi nasıl bitirilir?   Duygudurumunu kontrol edemeyen ve duygusunu her daim ön planda tutan bir topluluk, gen havuzu ne kadar zengin olursa olsun yeteneklerini günden güne kaybeder. Çünkü bu gibi topluluklarda işler “Hadi Aslanım!”, “Yaparsın Koçum!”, “Sevgili Kardeşim!”, “Yürü be!” gibi sözlerle başlar fakat sonuçta hep Almanlar kazanır. (Futbolda olduğu gibi.) Burada gözü kara bir cesaretle işe girişip ondan çabuk vazgeçen, çabuk sıkılan veya ayran gönüllülük esasıyla bir şekilde hayatını devam ettiren ahalinin, gerçeklikten koparak yeteneklerini/özünü kaybetmesindeki sebepler arasında tembellik başı çekiyor. Alex’in bir zamanlar takım arkadaşı Gökhan Gönül için söylediği “Yetenekli ama tembel” açıklamasını sadece Gökhan Gönül ile sınırlandırırsak geride kalanlara haksızlık ederiz. Nice yeteneğin adını duyurduktan bir süre sonra iflah olmayarak boşluğa düşmesi elbette ahalide yaygın bir durum. Ahalinin standardı da yaygın anlayışı temel aldığına göre Mehmet Topuz, isyanında doğal olarak haksız olacaktı. Kaldı ki biraz konfor, biraz para, biraz isim yapınca şirazesi kayan örneklerin çokluğu bu durumu doğrular niteliktedir.   Heyecan, tez canlılık, özgüven, hırs vb. yabancısı olmadığımız sıfatlar. Fakat frikiği kullanabilmek için bu sıfatlar tek başına bir anlam ifade etmiyor. Alman gibi bitirebilmek için disiplin ve istikrar olmazsa olmaz özelliklerden. Yarım saatlik bir konferansta, on dakikalık bir çalışmada veya kendisine faydası olan herhangi bir işte her ne şekilde olursa olsun çabuk sıkılan, gönül koyan bir ahalide disiplinden ve istikrardan bahsedemeyiz.   14 Kasım 1984’te İnönü Stadı’nda Türkiye’nin İngiltere’ye 8-0 mağlup olduğu maçın ardından bir taraftar: ‘’Çok yazık! Yetiştirilsin, bizim çocuklarımız çok yetenekli, yetiştirilsin!” siteminde bulunmuştu. Evet, bizim çocuklarımız yetenekli fakat ahalinin insanı tembelleştiren kültür kodları, kullandığı günlük dildeki duygusallık ve gerçek olana karşı çektikleri setler nice yetenekleri günden güne kaybeder. Alper A. İLERİGEL