Kılıçdaroğlu'nun yaptığını her babayiğit yapamaz
Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu: Kazanmasında tereddüt olmayacak bir adaya ihtiyaç var. Sayın Kılıçdaroğlu’nun sergilediği performans her babayiğidin sergileyebileceği bir performans değil.
Adı Cumhurbaşkanı adayları arasında geçen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Muhafazakar dünyayla helalleşme sözlerini, “Devrim mahiyetinde sözler” olarak değerlendiren Saadet Partisi lideri, geçiş sürecine dair yaklaşımını da anlattı.
Karamollaoğlu MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Mecliste denge ve denetleme göreviyle mesulüz. Biz muhalefetiz” sözlerini de “Muhalefet olmak biraz itibarı yükseltiyor herhalde, onun için de oy kazanmaya vesile olur düşüncesiyle söylüyordur Sayın Bahçeli” şeklinde değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinden sonra Gazete Duvar’ı kabul eden Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun açıklamalarının ikinci bölümünde sorularımıza yanıtları şöyle oldu:
Muhalefet cephesinin popüler sorusu, “Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?” Siz aday olmayacağınızı ilan ettiniz? Bu soruyu size de yöneltelim.
Sayın Kılıçdaroğlu en sonunda bunu net olarak ifade etti. Seçim kararı alınmadan bu konuda fazla söz söylemek faydalı değil, ama şunu da belirtti; “İstanbul, Ankara belediye başkanlarının Cumhurbaşkanı adayı olmasına rıza göstermiyorum. Siz orada seçimi kaybettiğiniz an belediyeleri iktidara teslim etmiş olursunuz” dedi. Mantıklı bir yaklaşım. Herkesin kafasında mutlaka birtakım isimler vardır. Ancak, kazanmasında tereddüt olmayacak bir adaya ihtiyaç var. Herkesin ittifak edeceği, tabanın da ittifak edeceği, seçimde kazanacak bir aday. Çünkü sistem değişmeyecek, bu sistemin değişmesi yapılacak olan seçimlerde bugünkü muhalefetin başarılı olması ile mümkün.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da isim açıklamıyor ama adayda bulunması gereken özelliklerle ilgili bir tanım yaptı. Siz de “Kazanabilecek bir aday” dediniz ama bir cumhurbaşkanı adayı sizce başka hangi özellikleri taşımalı?
Mühim olan birçok özellik sırlanabilir ama neticede kamuoyu yoklamalarıyla da teyit edilebilecek olan, kazanmasında tereddüt görülmeyen bir başkan adayına ihtiyaç var. Orada en ufacık tereddüt, kendi içine kapalı bir partizan düşünme olursa, bu iş yürümez. AK Parti, parti olarak yüzde 50’lere yakın oyu olan bir partiydi. Cumhurbaşkanının popülerliği yüzde 50 üzerindeydi. Orada bir tereddüde mahal yok. Ama muhalefete baktığınızda en yüksek görünen yüzde 25 ile CHP. Arkasından İYİ Parti... Onun için orada mutlaka daha kapsamlı düşünmeye ihtiyaç var.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da adaylığı konuşuluyor, anketlerde ismi soruluyor. Ancak Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile ilgili Alevi olması dolayısıyla soru işaretleri dile getiriliyor, kazanamayacağı ifade ediliyor. Sizce bu Türkiye’de bir sorun mu? Tartışılması gereken bir durum mu?
Bu her zaman Türkiye’de gündeme geldi. Bu konu önemsiz diyemeyiz. Ama bu konuda Sayın Kılıçdaroğlu’nun sergilediği performans her babayiğidin sergileyebileceği bir performans değil. Bunu baştan söylemek lazım. Özellikle de son ifadesi, çok önemli…
Bunu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'nın ifade etmesi, devrim mahiyetinde bir düşünce. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar sergilediği performansta benim söylemlerime ihtiyacı yok, herkes biliyor ve görüyor. Kendisi de çok açık ve net bir şekilde, “biz eski CHP değiliz” diyor.
Dindar kesimle mesafe kapanıyor mu? Güven veriyor mu?
Ne kadar bütün kesimleri kapsar ona bir şey diyemem ama bu karşılık buluyor. Bu önemli bir düşünce, önemli bir gelişme bence. Bu itibarın bu şekilde sağlanmasında Sayın Kılıçdaroğlu çok önemli bir rol oynuyor. Sayın Cumhurbaşkanı da bunu görüyor. Gördüğü için de hedefinde sadece Kılıçdaroğlu var.
Anketler iktidar partisinde oy düşüşünü gösteriyor ama başörtüsü başta olmak üzere kazanımları kaybetme korkusuna dair endişeler dile getiriliyor. Bu endişeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Endişe yoktur diyemeyiz. Bu endişenin özellikle artması için de bir gayret var. Bunu artırarak, kutuplaşmayı sağlamak, böylece kopan seçmene ‘Sakın ha! Bak hata yaparsanız eskiye döner. Bugünkünden daha kötü bir hale gelebilirsiniz’ kanaatini doğurmaya çalışıyorlar. Ben artık Türkiye’nin bu noktaya dönmeyeceğini düşünüyorum. Ama bütün buna rağmen yine de buraya dönülmeyeceğini teyit edecek bazı adımların atılması da faydalı olabilir diye düşünüyorum.
“Helalleşme” sözü gibi açıklamalar anlamında mı?
Burada Meral Hanım’ın açıklamaları, bizim açıklamalarımız, DEVA ve Gelecek Partisi’nin açıklamaları var. Eğer Millet İttifakı olur, tüm bunlar da olursa zaten çoğunlukta olacak manasına gelir. O zaman da tersine gelişme olmaz. Bu noktada vatandaşa adeta bir teminat vermek veya teminat olacak adımları atmak gerekir diye düşünüyorum.
Kaynak: Gazete Duvar







YORUMLAR