Mantıklı düşünmeyi engelleyen 10 bilişsel önyargı
İnsanlar rasyonel ve mantıklı olduklarına inanmaktan hoşlanırlar fakat gerçekte sürekli olarak bilişsel önyargıların etkisi altındadırlar. Bu önyargılar düşünceyi çarpıtır, inançları ve günlük kararları etkiler.
14 Kasım 2021 - 20:31
Tercüme: Kurabaz
İnsanlar rasyonel ve mantıklı olduklarına inanmaktan hoşlanırlar fakat gerçekte sürekli olarak bilişsel önyargıların etkisi altındadırlar. Bu önyargılar düşünceyi çarpıtır, inançları ve günlük kararları etkiler.
Bazen bu önyargılar oldukça açıktır. Kendinizde veya bir başkasında fark edebilirsiniz. Bazı durumlarda ise bu önyargılar öyle ince işlenmiştir ki fark edilmeleri zordur.
Peki neden bu önyargıların etkisi altındayız?
Dikkat sınırlı bir beceridir; düşüncelerimizi ve görüşlerimizi şekillendirirken olası her detayı ve olayı değerlendiremeyebiliriz. Böylece, genellikle, karar verme yeteneğimizi hızlandıran zihinsel kısa yolları tercih ederiz fakat bu bazen önyargılara yol açabilir.
Aşağıda bahsedilenler, düşündükleriniz, hissettikleriniz ve davranışlarınız üzerinde güçlü bir etkiye sahip olan farklı bilişsel önyargılardan sadece birkaçıdır.
1. Onay Önyargısı
Mevcut inançlarınızı doğrulayan bilgileri daha sık dinleme eğilimidir. Bu önyargı biçimiyle insanlar zaten düşündükleri veya inandıkları şeyleri güçlendiren bilgileri tercih etme eğilimindedir.
Örneğin:
-Silah kontrolü veya küresel ısınma gibi konularda sadece inançlarınızı doğrulayan/destekleyen bilgilere dikkat etmek
-Sosyal medyada yalnızca benzer görüşte olduğunuz kişileri takip etmek
Görüşlerinizi destekleyen hikâyeler sunan haber kaynaklarını seçmek
-Karşı tarafı dinlemeyi reddetmek
-Tüm gerçekleri mantıklı ve rasyonel bir şekilde düşünmemek
Yalnızca mevcut fikirleri doğrulamaya çalışmak, karar vermek için kullanmamız gereken zihinsel kaynakları sınırlar. Ayrıca, insanların inançlarının doğru olduğunu hissetmeleri öz saygılarını korumalarına yardımcı olur.
Bir konu hakkında farklı bakış açılarına sahip iki kişi o konu hakkında aynı hikâyeyi dinleyebilir fakat mevcut bakış açılarını doğrulayan yorumlar yapabilirler. Bu genellikle “onay” önyargısının aktif olduğunun bir göstergesidir.
Onay önyargısı, yanlış seçimler yapmaya, karşıt görüşleri dinlememeye ve hatta farklı düşüncelere sahip insanları ötekileştirmeye sebep olabilir.
2. “Böyle olacağını biliyordum” Önyargısı
Bu önyargı, rastgele gerçekleşen olayları bile tahmin edilebilir görme eğilimidir. Etrafınızda “bunu başından beri biliyordum” diyen birileri varsa muhtemelen bu önyargının etkisi altındadır.
Örnekler:
-Derbi maçı bittikten sonra kimin kazanacağını bildiğiniz konusunda ısrar etmek
-Bir siyasi adayın seçimi kazanacağını başından beri bildiğinize inanmak
-Yazı tura atışını kaybettikten sonra kazanamayacağınızı bildiğinizi söylemek
-Sınavdan çıktıktan sonra kaçırdığınız soruların cevabını bildiğinizi düşünmek
-Hangi hisse senetlerinin karlı olabileceğini tahmin edebileceğinize inanmak
Bu önyargı, geçmişteki tahminleri yanlış hatırlama, olayları “kaçınılmaz” olarak görme ve belirli olayları öngörebileceğimiz yanılgısı gibi pek çok nedenden dolayı ortaya çıkar.
Bu önyargı, olayları tahmin etme yeteneğimizi abartmamıza neden olabilir ve bazen insanları akılsızca riskler almaya yönlendirebilir.
3. Sabitleme Önyargısı
Duyduğumuz ilk bilgi parçasından aşırı derecede etkilenme eğilimidir.
Örneğin:
-Bir fiyat görüşmesi esnasında dile getirilen ilk rakamın sonraki tüm müzakerelerin dayandığı sabit bir nokta haline gelmesi
-Rastgele duyulan bir sayının konuyla alakasız tüm tahminleri etkilemesi
Doktorlar hastalara tanı koyarken bu önyargının etkisi altında olabilirler. Bazen, doktorun hastayla ilgili ilk izlenimi sonraki tüm değerlendirmelerini yanlış etkileyebilecek bir sabit nokta oluşturabilir.
Sabitleme önyargısının varlığı kesinleşmiş olsa da nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır. Diğer bilişsel önyargılar gibi sabitlik önyargısının da gündelik kararlarımız üzerinde etkisi olabilir. Bazen kötü seçimlere yol açabilir ve önemli başka faktörleri düşünmemizi zorlaştırabilir.

4. Yanlış Bilgi Etkisi
Yanlış bilgi etkisi, yaşanan bir olaydan sonra anıların büyük ölçüde etkilenmesidir. Bir araba kazasına veya suça tanık olan bir kişi, yaşananları çok net hatırladığına inanabilir fakat araştırmacılar, şaşırtıcı bir şekilde belleğin çok ince etkilere bile duyarlı olduğunu keşfetmişlerdir.
Örneğin:
-Bir olay hakkında basit bir soru sormak kişinin yaşanan olay hakkında anılarını değiştirebilir.
-Televizyon izlemek, insanların olayı nasıl hatırladığına dair anılarını değiştirebilir.
-Bir olay hakkında başkalarının konuşmalarını duymak anılarımızı değiştirebilir.
Yeni bilgilerin eski bilgilerle karıştırılması bu önyargıya sebep olabilir. Yanlış bilginin ciddi etkileri olabilir. İş yerinde olduğunu düşündüğünüz bir şeyi yanlış hatırlamaya veya bir cinayet vakasında birisinin şüpheliyi yanlış tanımlamasına neden olabilir.
5. Aktör- Gözlemci Önyargısı
Bu önyargı, kendi eylemlerimizi dış etkilere, diğer insanların eylemlerini iç etkilere bağlama eğilimidir. Başkalarını algılama şeklimiz ve onların eylemlerini nasıl ilişkilendirdiğimiz çeşitli değişkenlere bağlıdır fakat bu durum aktör mü yoksa gözlemci mi olduğumuzdan büyük ölçüde etkilenebilir.
Kendi eylemlerimize gelince, çoğu zaman bir şeyleri dış etkenlere bağlamamız olasıdır.
Örneğin:
-Jet lag yüzünden önemli bir toplantıyı berbat ettiğinizden şikayet etmek
-Öğretmen çok fazla aldatıcı soru sorduğu için sınavda başarısız olduğunuzu söylemek
Diğer insanların eylemlerini açıklamaya gelince, davranışları içsel nedenlere bağlamamız daha olasıdır.
Örneğin:
-“Bir meslektaşım tembel ve beceriksiz olduğu için sunumu mahvetti.” (jet lag olduğu için değil).
-“Bir arkadaşım zekadan yoksun ve tembel olduğu için sınavda başarısız oldu.” (aldatmacalı sorular yüzünden değil).
Bu önyargı çeşidinde perspektif kilit bir rol oynar. Bir durumun aktörü olduğumuzda kendi düşünce ve davranışlarımızı gözlemleyebiliriz. Diğer insanlara gelince onların ne düşündüğünü göremeyiz.
Bu durum yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Diğer tarafı suçlamak yerine, rol oynayabilecek tüm değişkenleri düşünmeliyiz.
6. Yanlış Fikir Birliği Etkisi
İnsanların; inançları, davranışları, tutumları ve değerleri ile başka insanlarla ne kadar da aynı fikirde olduklarını abartma eğilimidir.
Örneğin:
-İhtilaflı konular hakkında diğer insanların fikirlerinizi paylaştığını düşünmek
-Size benzeyen, sizin gibi düşünen binlerce belki milyonlarca insan olduğunu düşünmek
-İnsanların çoğunluğunun sizin tercihlerinizi paylaştığına inanmak
Araştırmacılar, yanlış fikir birliği etkisinin çeşitli nedenlerle gerçekleştiğine inanıyorlar.
En çok zaman geçirdiğimiz insanlar, ailemiz ve arkadaşlarımızla genellikle benzer inanç ve görüşlere sahibiz bu nedenle aile ve arkadaş grubumuzdan olmayan kişilerle birlikteyken bile kendi düşüncemizin çoğunluğun düşüncesi olduğuna inanırız.
Bu önyargı, insanların bazen kendi fikirlerine gereğinden fazla değer vermelerine yol açabilir. Aynı zamanda, bazen seçim yaparken diğerlerinin nasıl hissedebileceğini düşünmediğimiz anlamına da gelir.
7.Halo Etkisi
Bir kişiyle ilgili ilk izlenimimizin onunla ilgili genel olarak ne düşündüğümüzü etkilemesidir. "Fiziksel çekicilik klişesi" veya "güzel olan 'iyidir' ilkesi" olarak da bilinir.
Örneğin:
-İyi göründüğünü düşündüğümüz insanların daha az çekici insanlara göre daha akıllı, kibar ve komik olduğunu düşünmek
-Çekici insanlar tarafından pazarlanan ürünlerin daha kaliteli olduğuna inanmak
-Kendine güvenen bir siyasetçinin aynı zamanda zeki ve yetkin olduğunu düşünmek
Doğru olmayı istemek, halo etkisine neden olabilir. Birisiyle ilgili ilk izlenimimiz olumluysa, değerlendirmemizin doğru olduğuna dair kanıt aramak isteriz. Ayrıca bu etki, insanların bilişsel uyumsuzluk yaşamaktan kaçınmasına yardımcı olur.
Bu bilişsel önyargı, gerçek dünyada güçlü bir etkiye sahip olabilir. Örneğin, çekici ve sevimli olarak algılanan iş başvurusunda bulunanların, iş için yetkin, akıllı ve nitelikli olarak görülmeleri daha olasıdır.
8.Kendine Hizmet Eden Önyargı
Kendine hizmet eden önyargı, insanların başarıları için kendilerine kredi verme eğiliminde olmaları, ancak başarısızlıkların suçunu dış nedenlere yükleme eğilimidir.
Bir projede başarılı olduğunuzda, muhtemelen bunun çok çalıştığınız için olduğunu varsayıyorsunuz. Ancak işler kötü gittiğinde, onu koşullara veya kötü şansa bağlamanız daha olasıdır.
Bazı örnekler:
-Hak ettiğin için işi aldığını düşünmek
-İyi notlar almayı zeki olmaya veya çok çalışmaya bağlamak
-Atletik performansınızın pratik ve sıkı çalışmadan kaynaklandığına inanmak
Bu önyargı, benlik saygısını korumada önemli bir rol oynar. Bununla birlikte, genellikle kendi eksikliklerimiz için başkalarını suçlamak gibi hatalı düşüncelere de yol açabilir.
9. Bulunabilirlik Kısayolu
Akla ilk gelen örnek temelinde bir şeyin olma olasılığını tahmin etme eğilimidir.
Örneğin:
-Mahallenizdeki birkaç araba hırsızlığı haberini gördükten sonra, bu tür suçların olduğundan daha yaygın olduğuna inanmaya başlayabilirsiniz.
-Uçak kazalarının gerçekte olduğundan daha yaygın olduğuna inanabilirsiniz çünkü kolayca birkaç örnek düşünebilirsiniz.
-Bu düşünce tarzına güvenmenin sorunu, genellikle kötü tahminlere ve kötü kararlara yol açan zihinsel bir kısayol olmasıdır.
-Sigaraya bağlı bir hastalıktan ölen birini tanımayan sigara içicileri, sigara içmenin sağlığa zararını hafife alabilirler. Buna karşılık, meme kanseri olan iki kız kardeşiniz ve beş komşunuz varsa, bunun istatistiklerin gösterdiğinden daha yaygın olduğuna inanabilirsiniz.

10. İyimserlik Önyargısı
İyimserlik önyargısı, olumsuz olayların hayatımızı etkileme olasılığını hafife alırken, başımıza iyi şeylerin gelme olasılığını abartma eğilimidir.
Örneğin, aşağıdaki gibi olumsuz olayların bizi etkilemeyeceğini varsayabiliriz:
-Boşanmak
-İş kaybı
-Hastalık
-Ölüm
Bu önyargı, insanların sigara içmek, kötü beslenmek veya emniyet kemeri takmamak gibi sağlık riskleri almasına neden olabilir. Kötü haber şu ki, araştırmalar bu iyimserlik önyargısını azaltmanın inanılmaz derecede zor olduğunu gösteriyor.
Ancak iyi haberler de var. İyimserliğe yönelik bu eğilim, geleceğe yönelik bir beklenti duygusu yaratmaya yardımcı olur ve insanlara hedeflerine ulaşmak için ihtiyaç duydukları umut ve motivasyonu verir.
Yukarıdaki bilişsel önyargılar yaygındır, düşüncenizi etkileyebilecek birçok önyargının bir örneğidir. Bu önyargılar toplu olarak düşüncelerimizin çoğunu ve nihayetinde karar vermemizi etkiler.
Bu önyargıların çoğu kaçınılmazdır. Bu önyargıları anlamak, yaşamda bizi nasıl kötü kararlara götürebileceklerini öğrenmede çok yardımcı olur.
Kaynak: https://www.verywellmind.com/cognitive-biases-distort-thinking-2794763
İnsanlar rasyonel ve mantıklı olduklarına inanmaktan hoşlanırlar fakat gerçekte sürekli olarak bilişsel önyargıların etkisi altındadırlar. Bu önyargılar düşünceyi çarpıtır, inançları ve günlük kararları etkiler.
Bazen bu önyargılar oldukça açıktır. Kendinizde veya bir başkasında fark edebilirsiniz. Bazı durumlarda ise bu önyargılar öyle ince işlenmiştir ki fark edilmeleri zordur.
Peki neden bu önyargıların etkisi altındayız?
Dikkat sınırlı bir beceridir; düşüncelerimizi ve görüşlerimizi şekillendirirken olası her detayı ve olayı değerlendiremeyebiliriz. Böylece, genellikle, karar verme yeteneğimizi hızlandıran zihinsel kısa yolları tercih ederiz fakat bu bazen önyargılara yol açabilir.
Aşağıda bahsedilenler, düşündükleriniz, hissettikleriniz ve davranışlarınız üzerinde güçlü bir etkiye sahip olan farklı bilişsel önyargılardan sadece birkaçıdır.
1. Onay Önyargısı
Mevcut inançlarınızı doğrulayan bilgileri daha sık dinleme eğilimidir. Bu önyargı biçimiyle insanlar zaten düşündükleri veya inandıkları şeyleri güçlendiren bilgileri tercih etme eğilimindedir.
Örneğin:
-Silah kontrolü veya küresel ısınma gibi konularda sadece inançlarınızı doğrulayan/destekleyen bilgilere dikkat etmek
-Sosyal medyada yalnızca benzer görüşte olduğunuz kişileri takip etmek
Görüşlerinizi destekleyen hikâyeler sunan haber kaynaklarını seçmek
-Karşı tarafı dinlemeyi reddetmek
-Tüm gerçekleri mantıklı ve rasyonel bir şekilde düşünmemek
Yalnızca mevcut fikirleri doğrulamaya çalışmak, karar vermek için kullanmamız gereken zihinsel kaynakları sınırlar. Ayrıca, insanların inançlarının doğru olduğunu hissetmeleri öz saygılarını korumalarına yardımcı olur.
Bir konu hakkında farklı bakış açılarına sahip iki kişi o konu hakkında aynı hikâyeyi dinleyebilir fakat mevcut bakış açılarını doğrulayan yorumlar yapabilirler. Bu genellikle “onay” önyargısının aktif olduğunun bir göstergesidir.
Onay önyargısı, yanlış seçimler yapmaya, karşıt görüşleri dinlememeye ve hatta farklı düşüncelere sahip insanları ötekileştirmeye sebep olabilir.
2. “Böyle olacağını biliyordum” Önyargısı
Bu önyargı, rastgele gerçekleşen olayları bile tahmin edilebilir görme eğilimidir. Etrafınızda “bunu başından beri biliyordum” diyen birileri varsa muhtemelen bu önyargının etkisi altındadır.
Örnekler:
-Derbi maçı bittikten sonra kimin kazanacağını bildiğiniz konusunda ısrar etmek
-Bir siyasi adayın seçimi kazanacağını başından beri bildiğinize inanmak
-Yazı tura atışını kaybettikten sonra kazanamayacağınızı bildiğinizi söylemek
-Sınavdan çıktıktan sonra kaçırdığınız soruların cevabını bildiğinizi düşünmek
-Hangi hisse senetlerinin karlı olabileceğini tahmin edebileceğinize inanmak
Bu önyargı, geçmişteki tahminleri yanlış hatırlama, olayları “kaçınılmaz” olarak görme ve belirli olayları öngörebileceğimiz yanılgısı gibi pek çok nedenden dolayı ortaya çıkar.
Bu önyargı, olayları tahmin etme yeteneğimizi abartmamıza neden olabilir ve bazen insanları akılsızca riskler almaya yönlendirebilir.
3. Sabitleme Önyargısı
Duyduğumuz ilk bilgi parçasından aşırı derecede etkilenme eğilimidir.
Örneğin:
-Bir fiyat görüşmesi esnasında dile getirilen ilk rakamın sonraki tüm müzakerelerin dayandığı sabit bir nokta haline gelmesi
-Rastgele duyulan bir sayının konuyla alakasız tüm tahminleri etkilemesi
Doktorlar hastalara tanı koyarken bu önyargının etkisi altında olabilirler. Bazen, doktorun hastayla ilgili ilk izlenimi sonraki tüm değerlendirmelerini yanlış etkileyebilecek bir sabit nokta oluşturabilir.
Sabitleme önyargısının varlığı kesinleşmiş olsa da nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır. Diğer bilişsel önyargılar gibi sabitlik önyargısının da gündelik kararlarımız üzerinde etkisi olabilir. Bazen kötü seçimlere yol açabilir ve önemli başka faktörleri düşünmemizi zorlaştırabilir.

4. Yanlış Bilgi Etkisi
Yanlış bilgi etkisi, yaşanan bir olaydan sonra anıların büyük ölçüde etkilenmesidir. Bir araba kazasına veya suça tanık olan bir kişi, yaşananları çok net hatırladığına inanabilir fakat araştırmacılar, şaşırtıcı bir şekilde belleğin çok ince etkilere bile duyarlı olduğunu keşfetmişlerdir.
Örneğin:
-Bir olay hakkında basit bir soru sormak kişinin yaşanan olay hakkında anılarını değiştirebilir.
-Televizyon izlemek, insanların olayı nasıl hatırladığına dair anılarını değiştirebilir.
-Bir olay hakkında başkalarının konuşmalarını duymak anılarımızı değiştirebilir.
Yeni bilgilerin eski bilgilerle karıştırılması bu önyargıya sebep olabilir. Yanlış bilginin ciddi etkileri olabilir. İş yerinde olduğunu düşündüğünüz bir şeyi yanlış hatırlamaya veya bir cinayet vakasında birisinin şüpheliyi yanlış tanımlamasına neden olabilir.
5. Aktör- Gözlemci Önyargısı
Bu önyargı, kendi eylemlerimizi dış etkilere, diğer insanların eylemlerini iç etkilere bağlama eğilimidir. Başkalarını algılama şeklimiz ve onların eylemlerini nasıl ilişkilendirdiğimiz çeşitli değişkenlere bağlıdır fakat bu durum aktör mü yoksa gözlemci mi olduğumuzdan büyük ölçüde etkilenebilir.
Kendi eylemlerimize gelince, çoğu zaman bir şeyleri dış etkenlere bağlamamız olasıdır.
Örneğin:
-Jet lag yüzünden önemli bir toplantıyı berbat ettiğinizden şikayet etmek
-Öğretmen çok fazla aldatıcı soru sorduğu için sınavda başarısız olduğunuzu söylemek
Diğer insanların eylemlerini açıklamaya gelince, davranışları içsel nedenlere bağlamamız daha olasıdır.
Örneğin:
-“Bir meslektaşım tembel ve beceriksiz olduğu için sunumu mahvetti.” (jet lag olduğu için değil).
-“Bir arkadaşım zekadan yoksun ve tembel olduğu için sınavda başarısız oldu.” (aldatmacalı sorular yüzünden değil).
Bu önyargı çeşidinde perspektif kilit bir rol oynar. Bir durumun aktörü olduğumuzda kendi düşünce ve davranışlarımızı gözlemleyebiliriz. Diğer insanlara gelince onların ne düşündüğünü göremeyiz.
Bu durum yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Diğer tarafı suçlamak yerine, rol oynayabilecek tüm değişkenleri düşünmeliyiz.
6. Yanlış Fikir Birliği Etkisi
İnsanların; inançları, davranışları, tutumları ve değerleri ile başka insanlarla ne kadar da aynı fikirde olduklarını abartma eğilimidir.
Örneğin:
-İhtilaflı konular hakkında diğer insanların fikirlerinizi paylaştığını düşünmek
-Size benzeyen, sizin gibi düşünen binlerce belki milyonlarca insan olduğunu düşünmek
-İnsanların çoğunluğunun sizin tercihlerinizi paylaştığına inanmak
Araştırmacılar, yanlış fikir birliği etkisinin çeşitli nedenlerle gerçekleştiğine inanıyorlar.
En çok zaman geçirdiğimiz insanlar, ailemiz ve arkadaşlarımızla genellikle benzer inanç ve görüşlere sahibiz bu nedenle aile ve arkadaş grubumuzdan olmayan kişilerle birlikteyken bile kendi düşüncemizin çoğunluğun düşüncesi olduğuna inanırız.
Bu önyargı, insanların bazen kendi fikirlerine gereğinden fazla değer vermelerine yol açabilir. Aynı zamanda, bazen seçim yaparken diğerlerinin nasıl hissedebileceğini düşünmediğimiz anlamına da gelir.
7.Halo Etkisi
Bir kişiyle ilgili ilk izlenimimizin onunla ilgili genel olarak ne düşündüğümüzü etkilemesidir. "Fiziksel çekicilik klişesi" veya "güzel olan 'iyidir' ilkesi" olarak da bilinir.
Örneğin:
-İyi göründüğünü düşündüğümüz insanların daha az çekici insanlara göre daha akıllı, kibar ve komik olduğunu düşünmek
-Çekici insanlar tarafından pazarlanan ürünlerin daha kaliteli olduğuna inanmak
-Kendine güvenen bir siyasetçinin aynı zamanda zeki ve yetkin olduğunu düşünmek
Doğru olmayı istemek, halo etkisine neden olabilir. Birisiyle ilgili ilk izlenimimiz olumluysa, değerlendirmemizin doğru olduğuna dair kanıt aramak isteriz. Ayrıca bu etki, insanların bilişsel uyumsuzluk yaşamaktan kaçınmasına yardımcı olur.
Bu bilişsel önyargı, gerçek dünyada güçlü bir etkiye sahip olabilir. Örneğin, çekici ve sevimli olarak algılanan iş başvurusunda bulunanların, iş için yetkin, akıllı ve nitelikli olarak görülmeleri daha olasıdır.
8.Kendine Hizmet Eden Önyargı
Kendine hizmet eden önyargı, insanların başarıları için kendilerine kredi verme eğiliminde olmaları, ancak başarısızlıkların suçunu dış nedenlere yükleme eğilimidir.
Bir projede başarılı olduğunuzda, muhtemelen bunun çok çalıştığınız için olduğunu varsayıyorsunuz. Ancak işler kötü gittiğinde, onu koşullara veya kötü şansa bağlamanız daha olasıdır.
Bazı örnekler:
-Hak ettiğin için işi aldığını düşünmek
-İyi notlar almayı zeki olmaya veya çok çalışmaya bağlamak
-Atletik performansınızın pratik ve sıkı çalışmadan kaynaklandığına inanmak
Bu önyargı, benlik saygısını korumada önemli bir rol oynar. Bununla birlikte, genellikle kendi eksikliklerimiz için başkalarını suçlamak gibi hatalı düşüncelere de yol açabilir.
9. Bulunabilirlik Kısayolu
Akla ilk gelen örnek temelinde bir şeyin olma olasılığını tahmin etme eğilimidir.
Örneğin:
-Mahallenizdeki birkaç araba hırsızlığı haberini gördükten sonra, bu tür suçların olduğundan daha yaygın olduğuna inanmaya başlayabilirsiniz.
-Uçak kazalarının gerçekte olduğundan daha yaygın olduğuna inanabilirsiniz çünkü kolayca birkaç örnek düşünebilirsiniz.
-Bu düşünce tarzına güvenmenin sorunu, genellikle kötü tahminlere ve kötü kararlara yol açan zihinsel bir kısayol olmasıdır.
-Sigaraya bağlı bir hastalıktan ölen birini tanımayan sigara içicileri, sigara içmenin sağlığa zararını hafife alabilirler. Buna karşılık, meme kanseri olan iki kız kardeşiniz ve beş komşunuz varsa, bunun istatistiklerin gösterdiğinden daha yaygın olduğuna inanabilirsiniz.

10. İyimserlik Önyargısı
İyimserlik önyargısı, olumsuz olayların hayatımızı etkileme olasılığını hafife alırken, başımıza iyi şeylerin gelme olasılığını abartma eğilimidir.
Örneğin, aşağıdaki gibi olumsuz olayların bizi etkilemeyeceğini varsayabiliriz:
-Boşanmak
-İş kaybı
-Hastalık
-Ölüm
Bu önyargı, insanların sigara içmek, kötü beslenmek veya emniyet kemeri takmamak gibi sağlık riskleri almasına neden olabilir. Kötü haber şu ki, araştırmalar bu iyimserlik önyargısını azaltmanın inanılmaz derecede zor olduğunu gösteriyor.
Ancak iyi haberler de var. İyimserliğe yönelik bu eğilim, geleceğe yönelik bir beklenti duygusu yaratmaya yardımcı olur ve insanlara hedeflerine ulaşmak için ihtiyaç duydukları umut ve motivasyonu verir.
Yukarıdaki bilişsel önyargılar yaygındır, düşüncenizi etkileyebilecek birçok önyargının bir örneğidir. Bu önyargılar toplu olarak düşüncelerimizin çoğunu ve nihayetinde karar vermemizi etkiler.
Bu önyargıların çoğu kaçınılmazdır. Bu önyargıları anlamak, yaşamda bizi nasıl kötü kararlara götürebileceklerini öğrenmede çok yardımcı olur.
Kaynak: https://www.verywellmind.com/cognitive-biases-distort-thinking-2794763







YORUMLAR