Sinemanın Bazı Adamları

17 Ağustos 2025 - 14:30
Dünyanın birçok yerinde son yüzyıl içinde oluşmuş yaygın bir sinema kültürü var. Hollywood uzun bir süre boyunca tüm dünya için belirleyici bir rol oynarken; Hintlilerin Bollywood’u, dünyanın en kalabalık ülkesi Hindistan’da sinema yıldızlarının gariban Hintliler tarafından neredeyse iman ettikleri binlerce Tanrıdan biri gibi algılanması, fakirlik ve teknoloji geriliğinin etkisiyle hâlâ çok etkili; Nijeryalıların Nollywood’u 2025’te hâlâ berbat oyunculuklar ve berbat efektlerle yoluna devam ediyor. Belirli açılardan Japon ve Çin sinemaları da kendi çapında başarılı ama dünya genelinde etkili bir şey oluşturamıyor. Cermenler, tuhaf mizah anlayışlarıyla sinematografik kalitesi yüksek ama edebi anlamda kötü filmler üretip duruyorlar. Türk sinemasında da, Yeşilçam’dan sonra eli yüzü düzgün filmler yapılabilmiş olsa da pek işe yarar film çıkmadı. Tarantino, Dünyayı Kurtaran Adam filmini izlemiş ve bunu ancak bir Star Wars parodi filmi olarak ciddiye alabilmişti. Türk dizileri 3 saati bulan bölüm uzunluklarına, saçma senaryolarına ve uzun uzun süren bakışmalarına rağmen dünyanın birçok bölgesinde bol bol izlenmeye devam ediyor. Çekim kalitesi iyi olmasına rağmen diğer açılardan değersiz olması, Türk dizilerini sadece ülkeye döviz getiren bir şeye dönüştürdü. 

Sinema veya televizyon ya da şimdilerde dijital platformlar; görüntülü teknolojik araçların yeterince ucuzlamasıyla neredeyse her eve, her zihne girmiş durumda. Kimisi 30 saniyelik videolar izleyerek bir şey seyretme ihtiyacını giderirken, kimisi A tipi sinema ve televizyon eserlerini, kimisi de hayatlarından saatler kaybolmasına bakmadan düşük IQ'lular için yazılmış senaryolara sahip uzun dizileri izliyor. Son zamanlarda yeterince kaliteli sinema ve televizyon eserinin ortaya çıkmaması, tüm dünyada izleyici kitlesinin vasatlaşması ve gerçek eserlere talep olmamasından kaynaklanıyor olabilir. Her dönem iyi filmler çıkacaktır ama gerçekten "iyi" diye tanımlananların yapıldığı dönemin adamları bu işleri bırakınca, artık yukarıdan çağrıldıklarında dünyanın neredeyse tamamında "iyi film", "iyi sinema" anlayışı yok olabilir. Bizler, 150 yıl da yaşasak bir daha "iyi film" göremeyebiliriz. 

Hollywood'da uzun yıllar boyunca film oyuncusu sadece film oyuncusuydu, dizi oyuncusu da sadece dizi oyuncusuydu, tiyatrocu da sadece tiyatrocuydu. Her birinin kendi aralarında sanki gizli bir anlaşma var gibiydi. Bu durum belirli bir sinema endüstrisinin olduğu, kültürel olarak sinemanın yaygın bir şey olduğu ülkelerin çoğunda geçerliydi. Bollywood da uzun bir süre böyleydi; tabii bu durum belki de sıradan bir Hintlinin televizyon sahibi olamayacak kadar fakir olmasından oluyordu. Yayın platformları yaygınlaşıp, herkesin erişebileceği noktaya geldiğinde sinema oyuncusu dizide, dizi oyuncusu sinema filminde, film oyuncusu tiyatroda, tiyatrocu da dizi ve filmlerde oynamaya başladı. Şarkıcılar ve sosyal medya fenomenleri hem filmlerde oynadı, hem yapımcı oldu, hem yönetmen oldu. 

Bu yayın platformlarından önce, birçok aktör ya da aktrisi, çoğu zaman oynadığı tek karakterle, bazısını da oynadığı birkaç karakterle tanıdık: Flash TV’nin halkımıza insanların ahlaksızlığını göstermek için ürettiği filmlerinin kötü adamı Sarı Bıyık; beceriksiz ama zeki, çirkin ama bir yandan da karizmatik tuhaf salak İngiliz Mr. Bean; çılgınca gülerek elindeki koyun butunu hunharca yiyen sahneleriyle akıllara kazınan Erol Taş; çok sayıda aktör tarafından canlandırılsa da 007 James Bond ve Rowan Atkinson'ın canladırdığı İngiliz süper ajanı Johnny English; Orta Dünya'dan Gandalf ve Frodo; Breaking Bad'den Bryan Cranston'ın canlandırdığı Walter White ile Aaron Paul'un Jesse Pinkman'ı ve bu diziden sonra spin-off dizisinde 6 sezon daha avukat Saul Goodman'ı oynayan Bob Odenkirk; her zaman bir şebeklik yapmayı becerebilen ve muhteşem mimikleri sayesinde çoğu zaman yüzüyle rolünü tamamlayan Jim Carrey; Office dizisindeki gıcık, iş bilmez yönetici rolüyle tanınıp hayatının kalanında da çoğunlukla bu tip rollerde oynayan Steve Carell; bir Alman köyünde başlayan vücut geliştirme macerasını, bozuk İngilizcesine rağmen ABD'de 7 kez Mr. Olympia ünvanı kazanarak devam ettiren, 6 film boyunca sayborgların insanoğlunu yok etmesini engellemeye çalışarak Terminatörlük eden ve jübilesini 2 dönem California valiliği ile yapan Arnold Schwarzenegger; senaryosu kötü bulunup sonra filmi çekildiğinde Amerikan halkının ulusal kahramanlarından birine dönüşen Sylvester Stallone’nin Rocky’si ve Vietnam’da ağır yenilgiye uğrayan Amerikan askeri kompleksinin hataları ile yenilgisini hiç konu edinmeden ABD’nin Vietnam’a demokrasi getirdiğini anlatan Rambo; erken yaşta uçmağa giden, tüm dünyanın tanıdığı, hayatında sadece 10 filmde oynamasına rağmen yüzlerce filmini izlediğimiz Jet Kun Do’nun kurucusu üstat Bruce Lee; filmlerde Türk tarihindeki birçok dönemde at sırtında kafirle çarpışan Malkoçoğlu, Battal Gazi, Kara Murat ve bilimum Türk kahramanını canlandıran Cüneyt Arkın; ismi Orta Doğu’da sigaralardan tutun da yeni doğan bebeklere verilip, fotoğrafı tişörtlere basılan, diziden 20-25 yıl sonra da hatırası yaşayan Polat Alemdar ve hayalî versiyonu Murad Alemdar... 

Büyük kültür sahibi milletlerin, kendi ülkeleri ve kültürleri dışında tanınan kahramanları oluyor. Büyük adamlara sahip oluyorlar. Bu bazen bir mitten, bazen bir sinema eserinden, bazen de bir kitaptan... James Bond, Bruce Lee, Jackie Chan, Rambo, Rocky, Cüneyt, Polat Alemdar, Mr. Bean, Japon Samuray reisleri, Shaolin keşişleri... 

Bazıları iyi tanındı, bazıları kötü. Rowan Atkinson salak İngiliz; Cüneyt Arkın her daim büyük Türk; Morgan Freeman yaşlanmayan sesiyle belgesellerin daimi seslendiricisi; Sylvester Stallone yeni kıtadaki İtalyanların temsilcisi; Arnold Schwarzenegger Alman kökenli çalışkan Amerikalı tip ve Polat Alemdar da Orta Doğu’nun eğitimli, zeki, yardımsever ve mazlumların koruyucusu olarak tanındı. Bazı insanlara, bazı roller ömürleri boyunca yapışıp kalıyor. Birçok aktör daha iyi bir oyuncu, belki de star olma potansiyeli olduğu halde tek rolüyle hatırlanıyor. Her biri sıradan bir insanın sahip olamayacağı kadar fazla hayat yaşasa da tek bir karakter üzerine yapışmış şekilde ömrü boyunca yaşadı ve yaşıyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum