THHP'ye göre Türkiye'nin %92'si kirli hava soluyor

Temiz Hava Hakkı Platformu’nun 2024 "Kara Raporu", Türkiye’de nüfusun %92’sinin kirli hava soluduğunu gösteriyor. Raporda, 2022 yılında hava kirliliğine bağlı ölümlerin 70 bine yaklaşmış olduğu vurgulanıyor. Ayrıca, fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması ve hava kalitesi izleme sisteminin geliştirilmesi öneriliyor.

THHP'ye göre Türkiye'nin %92'si kirli hava soluyor
26 Eylül 2024 - 23:41
Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP), her yıl düzenli olarak hazırladığı Kara Rapor'un altıncısını yayınladı. Raporda, fosil yakıtlara bağımlılığın en önemli çevresel bedellerinden biri olarak hava kirliliği vurgulanırken, ilk kez meme kanseri ile hava kirliliği arasındaki ilişki de ele alındı. Türkiye’de nüfusun %92’sinin, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına göre kirli hava soluduğu kaydedilen rapora göre, havası en kirli ve buna bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il Hakkari olarak belirlendi.

Rapor, İstanbul’da düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. THHP Koordinatörü Deniz Gümüşel, raporla ilgili şu açıklamaları yaptı:

"Ağır sanayinin bulunduğu bölgelerde hava kalitesi düzenli olarak takip edilmiyor. Temiz hava hakkı, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşama hakkının önemli bir bileşeni ve bir insan hakkıdır. Bu hakkın etkili biçimde kullanılabilmesi için soluduğumuz havanın kalitesini bilmek zorundayız. Ancak bu, etkin bir hava kalitesi izleme sistemi ve bu verilerin şeffaf süreçlerle paylaşılmasıyla mümkün."

Gümüşel, Türkiye genelinde hava kalitesi izleme ağındaki istasyon sayısının arttığını ancak hava kirliliğinin izlenmesi veriminin hala çok düşük olduğunu belirtti. "Altyapımız var, ama etkin bir şekilde çalışmıyor. Özellikle fosil yakıt kullanan ağır sanayi bölgelerinde hava kalitesi düzenli olarak izlenmiyor." dedi.

Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol, raporda hava kirliliği ve meme kanseri arasındaki ilişkiye dikkat çekti. "NO2 (azot dioksit) seviyesindeki her 10 μg/m3’lük artış, meme kanseri riskini 1,02 kat artırıyor. Her 10 μg/m3 PM10 artışıyla ise meme kanserinden ölme riski 1,05 kat artıyor" dedi. ABD’de yapılan bir araştırmanın, PM2,5 maruziyetinin yüksek olduğu bölgelerde meme kanseri vakalarında %8'lik bir artış gözlemlendiğini de vurguladı.

2022 yılında Türkiye'de hava kirliliği nedeniyle tahmin edilen ölümler, önceki yıllara göre daha yüksek bir seviyeye ulaştı. Sağlık etki değerlendirmesi çalışmasını yöneten Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, "2022 yılında PM2,5 düzeyleri DSÖ kılavuz değeri olan 5 μg/m3’e indirilebilseydi, 68 bin 440 ölüm önlenebilirdi" ifadelerini kullandı. Hava kirliliğine bağlı ölümlerin en yüksek olduğu il Hakkari, burada 230 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. "PM2,5 düzeyinin 5 µg/m3’ün altına düşürülseydi bu ölümlerin %41’i önlenebilirdi." dedi.

Türkiye genelinde 2022’de 365 hava kalitesi izleme istasyonu bulunmasına rağmen, bu istasyonlarda gerekli parametrelerin tamamının izlenmediği aktarıldı. Hava kalitesinin düzenli izlenmediği bölgelerde, özellikle ağır sanayinin yoğun olduğu alanlarda PM10 ölçümlerinin yapılmadığı belirtildi.

Raporda, Türkiye’nin üç büyük şehri olan İstanbul, Ankara ve İzmir'de hava kalitesinin düzenli olarak ölçülmediği ifade edildi. 2022 yılı boyunca İstanbulluların PM10 kirliliği ortalamasının 38,41 μg/m3 olduğu, bu değerin DSÖ’nün kılavuz değerinin iki buçuk katı olduğu kaydedildi. İzmir’deki ortalama PM10 düzeyi ise 45,18 μg/m3 olarak belirlendi. İzmirlilerin yıl boyunca ulusal mevzuatın koyduğu sınır değerin üstünde kirli hava soluduğu vurgulandı.

Raporda hava kirliliği ve sağlık sorunlarıyla mücadele için şu çözüm önerileri sıralandı:
- Türkiye’nin fosil yakıtlara bağımlılığını hızla azaltması,
- Ulusal hava kalitesi standartlarının iyileştirilmesi,
- PM2,5 için ulusal limit değerinin belirlenip yürürlüğe konulması,
- Hava kalitesi izleme çalışmalarının iyileştirilmesi,
- Ağır sanayi bölgelerinde hava kalitesinin izlenmesi ve yönetiminin sistematik hale getirilmesi,
- Çevresel etkisi olan projeler için sağlık etki analizinin zorunlu hale getirilmesi,
- Türkiye’nin imzaladığı hava kalitesiyle ilgili uluslararası sözleşmeleri uygulaması,
- Çevresel bilgiye ulaşma hakkının etkin bir biçimde kullanılmasının sağlanması.

Kaynak: Gazete Oksijen
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum