TÜİK'in iddiası: "Türkiye 2024'te mutsuzlaştı"
TÜİK’in iddialarına göre; 2024’te Türkiye’de mutlu olduğunu söyleyenlerin oranı %49’a düştü. Hem gençlerde hem de yaşlılarda mutluluk oranı ve hayattan memnuniyet büyük oranda düşmüş durumda. Hayat pahalılığı, eğitim ve sağlık sektöründeki pahalılık da halkı mutsuzlaştıran etkenler arasında.
17 Şubat 2025 - 22:27
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılına ait Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre Türkiye’de mutlu olan bireylerin oranı azaldı. Mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı 2023 yılında %52,7 iken 2024 yılında 3,1 puan azalarak %49,6 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise 2023 yılında %13,7 iken 2024 yılında 0,8 puan artarak %14,5 olarak gerçekleşti. TÜİK tarafından anketin yapılmaya başlandığı 2003 yılında Türkiye’de mutlu olduğunu belirtenlerin oranı %59,6’ydı. Türkiye mutsuzlaşırken geleceğinden umutlu olanların oranı da 2024’te %67,1’den %64,3’e düştü. Anketi yanıtlayanlara bir yıl sonrası için genel olarak yaşama ilişkin beklentileri de soruldu. Buna göre “daha iyi olacak” yanıtı verenlerin oranı, 2024’te %22,4’te kaldı. Bu oran, en yüksek 2003 yılında %44,6 olarak ölçülmüştü. 2024’te katılımcıların %42,7’si bir yıl sonrası için “aynı olacak”, %27,8’i “daha kötü olacak”, %7,1’i “fikrim yok” yanıtı verdi.
VOA Türkçe’ye verileri değerlendiren Sabancı Üniversitesi Psikoloji Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nebi Sümer, 2016 yılından sonra Türkiye’de mutlu olduğunu beyan edenlerde düşüş yaşandığına dikkat çekti. Sümer, “2016'ya kadar inişli çıkışlı ama 2016’dan itibaren sistematik olarak ‘mutluyum' diyenlerde bir düşüş var. Bu düşme uluslararası rakamlarla da aynı düzeyde gidiyor. Örneğin Birleşmiş Milletler’in yıllık mutluluk raporuna (World Happiness Report) baktığımızda da aynı durumu görüyoruz. 146 ülke arasında Türkiye’nin yeri 2016’larda 68-69’uncu sıralardayken 2022’de 112’ye kadar gerilemişti. Geçen sene 98’inci sıraya geldik.” dedi. TÜİK araştırmasında mutsuzluğun kaynaklarının paylaşılmadığını kaydeden Sümer, bu konuda gözlemlerini, “Ekonomideki kötüleşme, yüksek enflasyon ve 2021 yılından sonra özellikle gıda fiyatlarındaki artış belli bir neden. Mutsuzluğu ölçerken ekonomik olarak gruplara ayırdığımızda, en alt sosyoekonomik kümeyle en üst küme arasında gelir eşitsizliğinin çok açıldığını görüyoruz. Buna paralel olarak mutluluk düzeyindeki eşitsizlik de çok belirgin.” diye aktardı.
Prof. Dr. Sümer, “TÜİK çok basit bir soruyla, kaba bir değerlendirmeyle mutluluğu ölçüyor, duyguları sormuyor. Bunları sorduğumuzda genellikle ‘mutsuzum’ diyenler mutsuzluğu uç noktalarda beyan ederken mutluyum diyenler mutluluk ölçeğinde duygusuna karşılık gelen orta noktalarda mutluluğunu beyan ediyorlar. Bunu çok önemli trend olarak gözlemliyoruz. Bu durum, ’mutluyum’ diyenlerin ne kadar mutlu olduğuna ilişkin bir soruyu gündeme getiriyor.” ifadelerini kullandı. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Öğretim Görevlisi sosyolog Dr. Hilal Arslan ise son 20 yılda Türkiye’nin geçirdiği dönüşümün toplumdaki mutluluk seviyesini etkilediği görüşünde. Arslan, “Son 20 yıl bu ülkede ekonomik ve sosyal olarak çok ciddi ve hızlı dönüşümlerin olduğu bir dönem. Ülkenin genel olarak yaşam standartlarında 2013-2014 sonrasında, ekonomik ve siyasal belirsizlik yaşanıyor. Ekonomik kriz dönemlerinde geçinememe, temel ihtiyaçların karşılanamaması ve belli yaşam standartlarını sürdürememe, hem mutluluk oranlarındaki azalışı hem de mutsuzluk oranlarındaki artışı açıklıyor.” dedi. TÜİK, araştırmaya katılanlara ülkenin en önemli sorununu da sordu. 2024 yılında hayat pahalılığı %29,2 ile ilk sırada yer alırken, bunu %15,7 ile eğitim, %14 ile yoksulluk, %8,2 ile adalet ve hukuk sistemi, %6,4 ile terör, %5,5 ile işsizlik ve dış göç izledi.
TÜİK’e göre Türkiye’de kadınlar erkeklerden, yaşlılar gençlerden, evliler evli olmayanlardan, bir okul bitirmeyenler eğitimlilerden daha mutlu. Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, %46,9 iken kadınlarda bu oran %52,3. Mutlu olan evli bireylerin oranı %52,5 iken evli olmayanlarda bu oran, %44. Yaş gruplarına göre mutlu olanların oranı 18-24 yaş grubunda %51,8, 25-34 yaş grubunda %51, 35-44 yaş grubunda %47,9, 45-54 yaş grubunda %46,5, 55-64 yaş grubunda %47,5, 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerdeyse %54,1 oldu. 2024 yılında bir okul bitirmeyen bireylerin %52,5’i mutlu olduğunu beyan ederken, ilkokul mezunları arasında %49,4’te, ilköğretim veya ortaokul mezunları arasında %50,2’de, lise ve dengi okul mezunları arasında %48,9’da, yükseköğretim mezunları arasında mutluluk oranı ise %49,1’de kaldı.
Uzmanlar yaş, eğitim ve cinsiyete göre mutluluk seviyesindeki farkları, dünyadaki araştırmalarla uyumlu bulsa da Türkiye’nin dünyadan giderek ayrıştığını da söylüyorlar. Prof. Dr. Sümer, “Mutluluk beyan edenler arasında kadın erkek farkı giderek kapanmaya başladı. Geçmiş dönemde kadınlar çok daha mutluydu. Farkın kapanması, genel mutsuzluğun da bir göstergesi.” dedi. Sosyolog Dr. Arslan ise Türkiye’de gençlerde ve yaşlılarda dünyadaki eğilimin aksine mutsuz olduğunu beyan edenlerin oranındaki artışa dikkat çekti. Arslan, “Yaşla mutluluk arasında ‘U’ şeklinde bir ilişki vardır. Kişiler hayatlarına başladığı zaman çocukluk dönemlerinde mutludurlar, orta yaşa doğru kriz başlar, yaşlılıkta tekrar mutluluk hali gelir. Ancak Türkiye’de özellikle hem genç hem de yaşlı grupta, 2003’ten beri artan bir mutsuzluk var. 18-24 yaş aralığında 2003 yılında ‘mutsuzum’ diyenlerin oranı %7 iken, 2024’te bu oran %11,2’ye çıkmış. 65 yaş üstünde kendini mutsuz olarak ifade edenler 20 yıl öncesinde %8 civarındayken, bugün %14. Yaşla mutluluk arasındaki ilişkiye baktığımızda, dünyadaki trendin aksine bir eğilim sözkonusu.” diye konuştu. Gençlerin geleceğe yönelik güvensizliğinin mutsuzluk getirdiğini kaydeden Arslan, Türkiye’nin nüfusunun yaşlandığını çok geç fark etmesi nedeniyle buna yönelik önlemler almamasının, yaşlıları da başta bakım ve geçim sıkıntıları olmak üzere mutsuz eden birçok sorunla karşı karşıya bıraktığını söyledi.
Araştırmaya göre bireylerin mutluluk kaynağı çoğunlukla aileleri oldu. 2024 yılında en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, %72,9 olurken bunu sırasıyla, %13,2 ile çocukları, %4,2 ile kendisi, %3,4 ile eşi, %3 ile annesi/babası ve %1,9 ile torunları takip etti. VOA Türkçe’ye konuşan Dr. Arslan, araştırmadaki mutluluk kaynaklarının geçmiş dönemle kıyaslandığında Türkiye’de evliliğin mutluluk getirdiği algısının da giderek sarsıldığı görüşünde. 2006 yılında eşini mutluluk kaynağı görenlerin oranının %9,4, kendisini mutluluk kaynağı görenlerin oranının %1,5 olduğunu hatırlatan Arslan, gelinen aşamada toplumda çarpıcı bir değişim yaşandığını söyledi. Arslan, “Bu sene aile yılı ilan edildi. Gençlerin evlenmesi üzerine çok fazla vurgu yapılıyor. Fakat evliliğin mutluluk kaynağı olarak görülmesiyle ilgili, bu verilere biraz daha dikkatli bakmamız gerekiyor.” diye konuştu. TÜİK’e göre bireyleri en çok mutlu eden ise sağlıklı olmak. Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde, kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2024 yılında %68,3 olurken bunu sırasıyla, %14,4 ile sevgi, %8,9 ile başarı, %6,4 ile para ve %1,8 ile iş takip etti.
Araştırmada kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeylerine de yer verildi. En yüksek memnuniyet oranı %72,1 ile asayiş hizmetlerinde ölçüldü. Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde, bunu sırasıyla %67,4 ile ulaştırma, %63,2 ile sağlık, %58,8 ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), %55,9 ile adli ve %53,5 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti. Kamu hizmetlerinin tamamında, memnun olduğunu söyleyenlerin oranı geçen yıla göre düştü. TÜİK verilerine göre kamu hizmetlerinden memnuniyetin AK Parti’nin iktidarda olduğu yıllar içinde önce zirveyi görüp son dönemde gerilemesi dikkat çekiyor. Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri, 2007 yılında SGK’da %73,8’e, 2011’de sağlıkta %75,9’a ve asayişte %79,4’e, 2014’te eğitimde %69,7’ye kadar yükselmişti.
VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan akademisyenler, “kamu hizmetlerinden memnuniyetin azalmasının toplumda aidiyet ve güven krizine bağlı olarak mutsuzluğu arttırdığı” düşüncesinde. Mutluluğu etkileyen en önemli faktörlerin kişilerin toplumdaki diğer kişilere ve kurumlara güveni olduğunu kaydeden Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nebi Sümer, "Güven azalmışsa tehdit algısı artıyor insanların. ‘Benim garantilerim var mı, haklarım var mı, özgürlüklerim yeterli mi’ soruları çok önemli. Özellikle özgür hissetme, uluslararası mutluluk ve iyilik hali araştırmalarına göre en önemli mutluluk kaynağı. Ancak adli hizmetlerde belirgin olarak düşüş var. Adli hizmetlerde ‘fikrim yok’ diyenler de en yüksek. Hem yıllar içerisinde güven azalmış durumda hem de fikrim yok diyenlerin cevap vermekten çekindiği şeklinde de yorumlanması lazım.” dedi. 2020 yılında %60,4 ile en yüksek memnuniyetin ölçüldüğü adli hizmetlerden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı 2024 yılında %55,9’a geriledi. Adli hizmetlerden memnuniyet sorusuna ‘fikrim yok’ diyenlerin oranıysa, %17,9 ile diğer hizmetlere aynı yanıtı verenler arasında en yüksek.
Sosyolog Dr. Hilal Arslan da Bolu’da yaşanan otel yangını faciasını hatırlatarak son dönemde kurumsal olarak alınan tedbirlerle ilgili toplumda ciddi güvensizlik yaşandığını kaydetti. Arslan, “Bugüne kadar irili ufaklı bir sürü afet karşısında hem bireysel hem de toplumsal olarak bir güven krizi yaşıyoruz. Bu, haliyle mutsuzluğa da direkt yansıyor. Aynı zamanda geleceğini öngörme, güvende hissetme meselesine direkt yansıyor.” dedi. Arslan, “bireylerin yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvende hissetme durumu” ve “bireylerin kendini evinde yalnızken güvende hissetme durumu”nda bir önceki yıla kıyasla güvenin azaldığını da sözlerine ekledi. Buna göre, 2024 yılında bir önceki yıla göre kendini evinde yalnızken güvende hissettiğini beyan edenlerin oranı erkeklerde %23,3’ten %19,6’ya, kadınlardaysa %17’den %12,7’ye geriledi. Yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvende hissettiğini belirtenlerin oranıysa erkeklerde %14,6’dan %10,8’e, kadınlarda ise %8,2’den %4,7’e düştü.
Kaynak: VoA Türkçe
VOA Türkçe’ye verileri değerlendiren Sabancı Üniversitesi Psikoloji Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nebi Sümer, 2016 yılından sonra Türkiye’de mutlu olduğunu beyan edenlerde düşüş yaşandığına dikkat çekti. Sümer, “2016'ya kadar inişli çıkışlı ama 2016’dan itibaren sistematik olarak ‘mutluyum' diyenlerde bir düşüş var. Bu düşme uluslararası rakamlarla da aynı düzeyde gidiyor. Örneğin Birleşmiş Milletler’in yıllık mutluluk raporuna (World Happiness Report) baktığımızda da aynı durumu görüyoruz. 146 ülke arasında Türkiye’nin yeri 2016’larda 68-69’uncu sıralardayken 2022’de 112’ye kadar gerilemişti. Geçen sene 98’inci sıraya geldik.” dedi. TÜİK araştırmasında mutsuzluğun kaynaklarının paylaşılmadığını kaydeden Sümer, bu konuda gözlemlerini, “Ekonomideki kötüleşme, yüksek enflasyon ve 2021 yılından sonra özellikle gıda fiyatlarındaki artış belli bir neden. Mutsuzluğu ölçerken ekonomik olarak gruplara ayırdığımızda, en alt sosyoekonomik kümeyle en üst küme arasında gelir eşitsizliğinin çok açıldığını görüyoruz. Buna paralel olarak mutluluk düzeyindeki eşitsizlik de çok belirgin.” diye aktardı.
Prof. Dr. Sümer, “TÜİK çok basit bir soruyla, kaba bir değerlendirmeyle mutluluğu ölçüyor, duyguları sormuyor. Bunları sorduğumuzda genellikle ‘mutsuzum’ diyenler mutsuzluğu uç noktalarda beyan ederken mutluyum diyenler mutluluk ölçeğinde duygusuna karşılık gelen orta noktalarda mutluluğunu beyan ediyorlar. Bunu çok önemli trend olarak gözlemliyoruz. Bu durum, ’mutluyum’ diyenlerin ne kadar mutlu olduğuna ilişkin bir soruyu gündeme getiriyor.” ifadelerini kullandı. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Öğretim Görevlisi sosyolog Dr. Hilal Arslan ise son 20 yılda Türkiye’nin geçirdiği dönüşümün toplumdaki mutluluk seviyesini etkilediği görüşünde. Arslan, “Son 20 yıl bu ülkede ekonomik ve sosyal olarak çok ciddi ve hızlı dönüşümlerin olduğu bir dönem. Ülkenin genel olarak yaşam standartlarında 2013-2014 sonrasında, ekonomik ve siyasal belirsizlik yaşanıyor. Ekonomik kriz dönemlerinde geçinememe, temel ihtiyaçların karşılanamaması ve belli yaşam standartlarını sürdürememe, hem mutluluk oranlarındaki azalışı hem de mutsuzluk oranlarındaki artışı açıklıyor.” dedi. TÜİK, araştırmaya katılanlara ülkenin en önemli sorununu da sordu. 2024 yılında hayat pahalılığı %29,2 ile ilk sırada yer alırken, bunu %15,7 ile eğitim, %14 ile yoksulluk, %8,2 ile adalet ve hukuk sistemi, %6,4 ile terör, %5,5 ile işsizlik ve dış göç izledi.
TÜİK’e göre Türkiye’de kadınlar erkeklerden, yaşlılar gençlerden, evliler evli olmayanlardan, bir okul bitirmeyenler eğitimlilerden daha mutlu. Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, %46,9 iken kadınlarda bu oran %52,3. Mutlu olan evli bireylerin oranı %52,5 iken evli olmayanlarda bu oran, %44. Yaş gruplarına göre mutlu olanların oranı 18-24 yaş grubunda %51,8, 25-34 yaş grubunda %51, 35-44 yaş grubunda %47,9, 45-54 yaş grubunda %46,5, 55-64 yaş grubunda %47,5, 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerdeyse %54,1 oldu. 2024 yılında bir okul bitirmeyen bireylerin %52,5’i mutlu olduğunu beyan ederken, ilkokul mezunları arasında %49,4’te, ilköğretim veya ortaokul mezunları arasında %50,2’de, lise ve dengi okul mezunları arasında %48,9’da, yükseköğretim mezunları arasında mutluluk oranı ise %49,1’de kaldı.
Uzmanlar yaş, eğitim ve cinsiyete göre mutluluk seviyesindeki farkları, dünyadaki araştırmalarla uyumlu bulsa da Türkiye’nin dünyadan giderek ayrıştığını da söylüyorlar. Prof. Dr. Sümer, “Mutluluk beyan edenler arasında kadın erkek farkı giderek kapanmaya başladı. Geçmiş dönemde kadınlar çok daha mutluydu. Farkın kapanması, genel mutsuzluğun da bir göstergesi.” dedi. Sosyolog Dr. Arslan ise Türkiye’de gençlerde ve yaşlılarda dünyadaki eğilimin aksine mutsuz olduğunu beyan edenlerin oranındaki artışa dikkat çekti. Arslan, “Yaşla mutluluk arasında ‘U’ şeklinde bir ilişki vardır. Kişiler hayatlarına başladığı zaman çocukluk dönemlerinde mutludurlar, orta yaşa doğru kriz başlar, yaşlılıkta tekrar mutluluk hali gelir. Ancak Türkiye’de özellikle hem genç hem de yaşlı grupta, 2003’ten beri artan bir mutsuzluk var. 18-24 yaş aralığında 2003 yılında ‘mutsuzum’ diyenlerin oranı %7 iken, 2024’te bu oran %11,2’ye çıkmış. 65 yaş üstünde kendini mutsuz olarak ifade edenler 20 yıl öncesinde %8 civarındayken, bugün %14. Yaşla mutluluk arasındaki ilişkiye baktığımızda, dünyadaki trendin aksine bir eğilim sözkonusu.” diye konuştu. Gençlerin geleceğe yönelik güvensizliğinin mutsuzluk getirdiğini kaydeden Arslan, Türkiye’nin nüfusunun yaşlandığını çok geç fark etmesi nedeniyle buna yönelik önlemler almamasının, yaşlıları da başta bakım ve geçim sıkıntıları olmak üzere mutsuz eden birçok sorunla karşı karşıya bıraktığını söyledi.
Araştırmaya göre bireylerin mutluluk kaynağı çoğunlukla aileleri oldu. 2024 yılında en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, %72,9 olurken bunu sırasıyla, %13,2 ile çocukları, %4,2 ile kendisi, %3,4 ile eşi, %3 ile annesi/babası ve %1,9 ile torunları takip etti. VOA Türkçe’ye konuşan Dr. Arslan, araştırmadaki mutluluk kaynaklarının geçmiş dönemle kıyaslandığında Türkiye’de evliliğin mutluluk getirdiği algısının da giderek sarsıldığı görüşünde. 2006 yılında eşini mutluluk kaynağı görenlerin oranının %9,4, kendisini mutluluk kaynağı görenlerin oranının %1,5 olduğunu hatırlatan Arslan, gelinen aşamada toplumda çarpıcı bir değişim yaşandığını söyledi. Arslan, “Bu sene aile yılı ilan edildi. Gençlerin evlenmesi üzerine çok fazla vurgu yapılıyor. Fakat evliliğin mutluluk kaynağı olarak görülmesiyle ilgili, bu verilere biraz daha dikkatli bakmamız gerekiyor.” diye konuştu. TÜİK’e göre bireyleri en çok mutlu eden ise sağlıklı olmak. Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde, kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2024 yılında %68,3 olurken bunu sırasıyla, %14,4 ile sevgi, %8,9 ile başarı, %6,4 ile para ve %1,8 ile iş takip etti.
Araştırmada kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeylerine de yer verildi. En yüksek memnuniyet oranı %72,1 ile asayiş hizmetlerinde ölçüldü. Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde, bunu sırasıyla %67,4 ile ulaştırma, %63,2 ile sağlık, %58,8 ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), %55,9 ile adli ve %53,5 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti. Kamu hizmetlerinin tamamında, memnun olduğunu söyleyenlerin oranı geçen yıla göre düştü. TÜİK verilerine göre kamu hizmetlerinden memnuniyetin AK Parti’nin iktidarda olduğu yıllar içinde önce zirveyi görüp son dönemde gerilemesi dikkat çekiyor. Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri, 2007 yılında SGK’da %73,8’e, 2011’de sağlıkta %75,9’a ve asayişte %79,4’e, 2014’te eğitimde %69,7’ye kadar yükselmişti.
VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan akademisyenler, “kamu hizmetlerinden memnuniyetin azalmasının toplumda aidiyet ve güven krizine bağlı olarak mutsuzluğu arttırdığı” düşüncesinde. Mutluluğu etkileyen en önemli faktörlerin kişilerin toplumdaki diğer kişilere ve kurumlara güveni olduğunu kaydeden Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nebi Sümer, "Güven azalmışsa tehdit algısı artıyor insanların. ‘Benim garantilerim var mı, haklarım var mı, özgürlüklerim yeterli mi’ soruları çok önemli. Özellikle özgür hissetme, uluslararası mutluluk ve iyilik hali araştırmalarına göre en önemli mutluluk kaynağı. Ancak adli hizmetlerde belirgin olarak düşüş var. Adli hizmetlerde ‘fikrim yok’ diyenler de en yüksek. Hem yıllar içerisinde güven azalmış durumda hem de fikrim yok diyenlerin cevap vermekten çekindiği şeklinde de yorumlanması lazım.” dedi. 2020 yılında %60,4 ile en yüksek memnuniyetin ölçüldüğü adli hizmetlerden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı 2024 yılında %55,9’a geriledi. Adli hizmetlerden memnuniyet sorusuna ‘fikrim yok’ diyenlerin oranıysa, %17,9 ile diğer hizmetlere aynı yanıtı verenler arasında en yüksek.
Sosyolog Dr. Hilal Arslan da Bolu’da yaşanan otel yangını faciasını hatırlatarak son dönemde kurumsal olarak alınan tedbirlerle ilgili toplumda ciddi güvensizlik yaşandığını kaydetti. Arslan, “Bugüne kadar irili ufaklı bir sürü afet karşısında hem bireysel hem de toplumsal olarak bir güven krizi yaşıyoruz. Bu, haliyle mutsuzluğa da direkt yansıyor. Aynı zamanda geleceğini öngörme, güvende hissetme meselesine direkt yansıyor.” dedi. Arslan, “bireylerin yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvende hissetme durumu” ve “bireylerin kendini evinde yalnızken güvende hissetme durumu”nda bir önceki yıla kıyasla güvenin azaldığını da sözlerine ekledi. Buna göre, 2024 yılında bir önceki yıla göre kendini evinde yalnızken güvende hissettiğini beyan edenlerin oranı erkeklerde %23,3’ten %19,6’ya, kadınlardaysa %17’den %12,7’ye geriledi. Yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvende hissettiğini belirtenlerin oranıysa erkeklerde %14,6’dan %10,8’e, kadınlarda ise %8,2’den %4,7’e düştü.
Kaynak: VoA Türkçe







YORUMLAR