TÜİK: "Türkiye'de ortanca yaş 33,1'e yükseldi"
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021 yılına ilişkin nüfus verilerini paylaştı. Verilere göre nüfus artış hızı azaldı, yaşlı nüfus arttı: Ortanca yaş 1935'te 21,2 iken 2021'de 33,1 oldu. Boşanma oranlarında ise 2000 yılından sonra belirgin artış görüldü.
23 Aralık 2022 - 11:40
Türkiye İstatistik Kurumu, 2021 yılına ilişkin "Nüfus ve Konut Sayımı" verilerini açıkladı. Veriler, ülke idari kayıtları temel alınarak oluşturuldu. Buna göre, Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılan 1927 yılı genel nüfus sayımı sonucunda 13 milyon 648 bin 270 kişi olan ülke nüfusu, yıllar içinde sürekli artma eğilimi göstererek 2021'de 84 milyon 680 bin 273 kişiye ulaştı.
Cinsiyete göre nüfusun dağılımına bakıldığında, Cumhuriyet'in ilk yıllarında geçmiş savaş döneminin de etkisiyle kadın nüfusu, erkek nüfusundan fazla iken yıllar içinde kadın ve erkek nüfusu hemen hemen eşit büyüklüğe ulaştı. Erkek nüfusu 1927'de 6 milyon 563 bin 879 kişi iken 2021'de 42 milyon 428 bin 101 kişiye çıktı. Kadın nüfusu da 1927'de 7 milyon 84 bin 391 kişi iken 2021'de 42 milyon 252 bin 172 kişiye yükseldi.
Türkiye'nin nüfus artış hızı yıllara göre incelendiğinde, 1935'te ‰21,1 olan yıllık artış hızının 2021'de ‰12,7'ye gerilediği görüldü. Yaşlı nüfus arttı, ortanca yaş yükseldi, çocuk ve gençlerin toplam nüfus içindeki oranı azaldı. Türkiye oransal olarak yaşlı nüfus yapısına sahip ülkelere göre hala genç bir nüfus yapısına sahip olsa da ülkede yaşlı nüfusun sayısal açıdan oldukça fazla olduğu kayıtlara geçti.
Nüfusun yaş yapısının değerlendirilmesinde kullanılan önemli göstergelerden biri olan ortanca yaş, Türkiye'de 1935'te 21,2 iken 2021'de 33,1 oldu. Cinsiyete göre incelendiğinde, 1935'te erkeklerde 19,1 olan ortanca yaşın 2021'de 32,4'e, kadınlarda ise 1935'te 23,4 iken 2021'de 33,8'e yükseldiği gözlendi.
Ülkede 1935'te %54,7 olan çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı yıllar içinde artarak 2021'de %67,9'a ulaştı. Çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı 1935'te %41,4 iken yıllar içinde azalma eğilimi göstererek 2021'de %22,4'e geriledi. Yaşlı nüfus olarak tanımlanan 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise 1935'te %3,9 iken 2021 yılında %9,7'ye yükseldi.
Ülkede yıllara ve cinsiyete göre medeni durumun dağılımı incelendiğinde, erkeklerde hiç evlenmeyenlerin oranının kadınlara göre daha yüksek olduğu, kadınlarda ise eşi ölenlerin ve boşananların oranının erkeklerden daha fazla olduğu görüldü. Boşanma oranlarında da 2000 yılından sonra ciddi artış görüldü: erkeklerde %0,8'den %3,8'e, kadınlarda %1,4'ten %4,9'e yükseldi.
Türkiye'de okuma yazma bilmeyenlerin oranı 1935'te %80,8 iken bu oran yıllar içinde sürekli düşme eğilimi göstererek 2021'de %2,5'e geriledi. Cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerde okuma yazma bilmeyenlerin oranı 1935'te %70,7 iken 2021'de %0,8'e, kadınlarda 1935'te %90,2 iken 2021'de %4,2'ye düştü.
Türkiye'de 1970'te ilkokul mezunu olanların oranı %28,8 iken 2021'de %22,5 oldu. İlköğretim, ortaokul veya dengi okul mezunlarının oranı 1970'te %3,6 iken 2021'de bu oran %25'e çıktı. Lise veya dengi okul mezunlarının oranı 1970'te %2,6 iken 2021'de %22,4 olarak kayıtlara geçti. Diğer yandan yükseköğretim mezunu olanların oranı 1970'te %1 iken 2021'de bu oran %17,6'ya ulaştı.
Türkiye'de bitirilen eğitim durumu yıllara ve cinsiyete göre incelendiğinde, 1970'te erkeklerde %36,5 ile ve kadınlarda ise %20,9 ile ilkokul mezunlarının oranının daha fazla olduğu görüldü. Diğer yandan 2021'de erkeklerde %27,4 ile ilköğretim, ortaokul veya dengi okul mezunlarının oranının daha yüksek olduğu görülürken kadınlarda %25,6 ile ilkokul mezunlarının oranının daha fazla bulunduğu gözlendi.
Ülkede yıllara ve cinsiyete göre yükseköğretim mezunlarının dağılımına bakıldığında, 1970'te erkeklerde %1,3 olan yükseköğretim mezunları oranının kadınlarda %0,6 olarak kaydedildiği görüldü. Diğer yandan 2021'de yükseköğretim mezunlarının oranı her iki cinsiyette de artış göstererek erkeklerde %18,5, kadınlarda ise %16,7 oldu.
Ülkede 2007-2008 döneminde %3,18 olarak kaydedilen iller arası göç eden nüfus oranı, yıllar içinde inişli çıkışlı seyir izleyip 2021'de %3,28 olarak kayıtlara geçti. Türkiye'de 2021'de 2 milyon 777 bin 797 kişi iller arasında göç etti. Bu nüfusun %47,5'ini erkekler, %52,5'ini ise kadınlar oluşturdu.
Türkiye'de ikamet nüfusun %94,9'unun doğum yerinin yurt içi, %3,7'sinin ise yurt dışı olduğu belirlendi. Doğum yeri bilinmeyenlerin oranı ise %1,4 olarak kayıtlara geçti. Diğer yandan ikamet ettiği ilde doğanların oranı %63,8 iken ikamet ettikleri ilden farklı bir ilde doğanların oranının %31,1 olduğu görüldü.
Türkiye'de ikamet eden ancak doğum yeri yurt dışı olan 3 milyon 141 bin 351 kişi arasında Bulgaristan doğumlular %11,4 ile ilk sırada yer aldı. Bulgaristan'ı sırasıyla %10,5 ile Almanya, %10,4 ile Irak, %8,8 ile Suriye, %5,7 ile Afganistan doğumlular izledi.
Türkiye'de ikamet eden yabancı nüfus 2021 yılında 1 milyon 792 bin 36 kişi olurken, bu nüfusun %49,7'sini erkekler, %50,3'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'de ikamet eden yabancı nüfusun vatandaşlık ülkelerine göre dağılımı incelendiğinde, %18 ile Irak vatandaşlarının ilk sırada yer aldığı görüldü. Irak vatandaşlarını sırasıyla %10,2 ile Afganistan, %7,2 ile İran ve %6,9 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti. Kurs, turizm, bilimsel araştırma ve benzeri nedenlerle 3 aydan kısa süreli vize veya ikamet iznine sahip yabancılar ve geçici koruma statüsüyle ülkede bulunan Suriyeliler nüfusa dahil edilmedi.
Türkiye'de hane halkı tipleri incelendiğinde, yıllar içinde tek kişilik hane halkları ile aralarında eş, anne-çocuk veya baba-çocuk ilişkisi olmayan fertleri içeren, diğer bir ifadeyle çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hane halklarının oranında artış olduğu gözlendi. 2014 yılında %2,1 olan bu oran 2021'de %3,2'ye çıktı.
Tek kişilik hane halkı oranı 2014'te 13,9 iken 2021'de %18,9'a yükseldi. Tek çekirdek aile olarak ifade edilen, yalnızca eşlerden veya eşler ve çocuklarından veya tek ebeveyn ve en az bir çocuktan oluşan hane halkları ile geniş aile olarak tanımlanan ve en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hane halklarının oranında yıllar içinde azalma olduğu görüldü.
Aralarında akrabalık bağı bulunsun ya da bulunmasın aynı adreste yaşayan bir veya birden fazla kişiden oluşan topluluk olarak tanımlanan hane halkı sayısı, Türkiye'de 2014 yılında 21 milyon 91 bin 75 iken 2021 yılında 25 milyon 329 bin 833'e ulaştı. Türkiye'de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hane halkı büyüklüğü, yıllar içinde azalma eğilimi göstererek 2021 yılında 3,23 kişiye indi.
Ülkede 2021 yılında doğan bebeklere verilen isimler incelendiğinde, erkeklerde Yusuf, kızlarda ise Zeynep ismi ilk sırada yer aldı. Türkiye nüfusu içinde cinsiyete göre en çok kullanılan isimler incelendiğinde ise erkeklerde Mehmet, kadınlarda da Fatma isminin ilk sırada yer aldı.
Hane halklarının konuttaki mülkiyet durumuna göre dağılımına bakıldığında, %60,7'sinin oturduğu konutun sahibi olan, %27,6'sının kiracı olan, %8,4'ünün oturdukları konutun sahibi olmayan fakat kira da ödemeyen ve %0,9'unun da lojmanda oturan hane halklarından oluştuğu görüldü. Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta iş gücüne katılma oranı %51,9 oldu. Cinsiyete göre incelendiğinde, iş gücüne katılma oranı erkeklerde %69,9, kadınlarda ise %34 olarak kayıtlara geçti.
İstihdam oranına bakıldığında, toplamda %46,2, erkeklerde %63,3 ve kadınlarda ise %29,2 oldu. Diğer yandan işsizlik oranının toplamda %10,9, erkeklerde %9,4, kadınlarda ise %14,1 olduğu görüldü. İstihdamın tarım, sanayi ve hizmet olarak üç ana sektöre göre dağılımı incelendiğinde, toplam istihdam içerisinde %57,7 ile hizmet sektörü en yüksek paya sahip oldu. Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, erkeklerin %55,5'i, kadınların ise %62,4'ü hizmet sektöründe yer aldı.
İstihdamda %26,9 ile ikinci büyük paya sahip olan sanayi sektörünün cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerin %31,3'ünün, kadınların ise %17,6'sının bu sektörde yer aldığı tespit edildi. İstihdamda %15,4 ile üçüncü büyük paya sahip olan tarım sektörünün cinsiyete göre dağılımında ise erkeklerin %13,2'si, kadınların %20'si tarım sektöründe yer aldı.
İstihdamın işteki duruma göre dağılımı incelendiğinde, toplam istihdam içerisinde ücretli ve yevmiyeli olarak çalışanların %71 ile en yüksek paya sahip olduğu görüldü. Bunu sırasıyla %15,8 ile kendi hesabına çalışanlar, %8,5 ile ücretsiz aile işçileri ve %4,7 ile işverenler izledi.
Cinsiyete göre işteki durumun dağılımına bakıldığında, her ikisinde de %71 ile ücretli veya yevmiyeli çalışanların ilk sırada olduğu görüldü. Erkeklerde ikinci sırada %19,1 ile kendi hesabına çalışanlar yer alırken, kadınlarda %18,2 ile ücretsiz aile işçisi olarak çalışanlar yer aldı.
Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde iş gücüne dahil olmayan nüfusun çoğunluğunu %31,2 ile ev işleriyle meşgul olanlar oluşturdu. Bunu %18,2 ile eğitim/öğretimine devam edenler, %16,6 ile emekliler, %15 ile çalışamaz halde olanlar izledi. Cinsiyete göre iş gücünde olmama nedenleri incelendiğinde, kadınlarda en önemli neden %45,2 ile ev işleri ile meşgul olma, erkeklerde ise %38,6 ile emeklilik öne çıktı.
Hane halkı büyüklüğüne göre istihdamdaki kişi sayısı incelendiğinde, yalnız yaşayanların %60,4'ünün, 2 kişilik hanelerin %44'ünün, 3 kişilik hanelerin %14,1'inin istihdamda yer almadığı belirlendi. Diğer yandan 4 kişilik hanelerin %47'sinde istihdamda yalnızca 1 kişi, %34,3'ünde ise 2 kişi olduğu tespit edildi.
Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde, doğum yeri Türkiye olanların iş gücüne katılma oranı toplamda %52,6, erkeklerde %70,5 ve kadınlarda %34,7 oldu. Türkiye'de ikamet eden ancak yurt dışında doğanların iş gücüne katılım oranı ise toplamda %44,3, erkeklerde %65,1 ve kadınlarda %25,8 olarak gerçekleşti.
Kaynak: Euronews Türkçe
Cinsiyete göre nüfusun dağılımına bakıldığında, Cumhuriyet'in ilk yıllarında geçmiş savaş döneminin de etkisiyle kadın nüfusu, erkek nüfusundan fazla iken yıllar içinde kadın ve erkek nüfusu hemen hemen eşit büyüklüğe ulaştı. Erkek nüfusu 1927'de 6 milyon 563 bin 879 kişi iken 2021'de 42 milyon 428 bin 101 kişiye çıktı. Kadın nüfusu da 1927'de 7 milyon 84 bin 391 kişi iken 2021'de 42 milyon 252 bin 172 kişiye yükseldi.
Türkiye'nin nüfus artış hızı yıllara göre incelendiğinde, 1935'te ‰21,1 olan yıllık artış hızının 2021'de ‰12,7'ye gerilediği görüldü. Yaşlı nüfus arttı, ortanca yaş yükseldi, çocuk ve gençlerin toplam nüfus içindeki oranı azaldı. Türkiye oransal olarak yaşlı nüfus yapısına sahip ülkelere göre hala genç bir nüfus yapısına sahip olsa da ülkede yaşlı nüfusun sayısal açıdan oldukça fazla olduğu kayıtlara geçti.
Nüfusun yaş yapısının değerlendirilmesinde kullanılan önemli göstergelerden biri olan ortanca yaş, Türkiye'de 1935'te 21,2 iken 2021'de 33,1 oldu. Cinsiyete göre incelendiğinde, 1935'te erkeklerde 19,1 olan ortanca yaşın 2021'de 32,4'e, kadınlarda ise 1935'te 23,4 iken 2021'de 33,8'e yükseldiği gözlendi.
Ülkede 1935'te %54,7 olan çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı yıllar içinde artarak 2021'de %67,9'a ulaştı. Çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı 1935'te %41,4 iken yıllar içinde azalma eğilimi göstererek 2021'de %22,4'e geriledi. Yaşlı nüfus olarak tanımlanan 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise 1935'te %3,9 iken 2021 yılında %9,7'ye yükseldi.
Ülkede yıllara ve cinsiyete göre medeni durumun dağılımı incelendiğinde, erkeklerde hiç evlenmeyenlerin oranının kadınlara göre daha yüksek olduğu, kadınlarda ise eşi ölenlerin ve boşananların oranının erkeklerden daha fazla olduğu görüldü. Boşanma oranlarında da 2000 yılından sonra ciddi artış görüldü: erkeklerde %0,8'den %3,8'e, kadınlarda %1,4'ten %4,9'e yükseldi.
Türkiye'de okuma yazma bilmeyenlerin oranı 1935'te %80,8 iken bu oran yıllar içinde sürekli düşme eğilimi göstererek 2021'de %2,5'e geriledi. Cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerde okuma yazma bilmeyenlerin oranı 1935'te %70,7 iken 2021'de %0,8'e, kadınlarda 1935'te %90,2 iken 2021'de %4,2'ye düştü.
Türkiye'de 1970'te ilkokul mezunu olanların oranı %28,8 iken 2021'de %22,5 oldu. İlköğretim, ortaokul veya dengi okul mezunlarının oranı 1970'te %3,6 iken 2021'de bu oran %25'e çıktı. Lise veya dengi okul mezunlarının oranı 1970'te %2,6 iken 2021'de %22,4 olarak kayıtlara geçti. Diğer yandan yükseköğretim mezunu olanların oranı 1970'te %1 iken 2021'de bu oran %17,6'ya ulaştı.
Türkiye'de bitirilen eğitim durumu yıllara ve cinsiyete göre incelendiğinde, 1970'te erkeklerde %36,5 ile ve kadınlarda ise %20,9 ile ilkokul mezunlarının oranının daha fazla olduğu görüldü. Diğer yandan 2021'de erkeklerde %27,4 ile ilköğretim, ortaokul veya dengi okul mezunlarının oranının daha yüksek olduğu görülürken kadınlarda %25,6 ile ilkokul mezunlarının oranının daha fazla bulunduğu gözlendi.
Ülkede yıllara ve cinsiyete göre yükseköğretim mezunlarının dağılımına bakıldığında, 1970'te erkeklerde %1,3 olan yükseköğretim mezunları oranının kadınlarda %0,6 olarak kaydedildiği görüldü. Diğer yandan 2021'de yükseköğretim mezunlarının oranı her iki cinsiyette de artış göstererek erkeklerde %18,5, kadınlarda ise %16,7 oldu.
Ülkede 2007-2008 döneminde %3,18 olarak kaydedilen iller arası göç eden nüfus oranı, yıllar içinde inişli çıkışlı seyir izleyip 2021'de %3,28 olarak kayıtlara geçti. Türkiye'de 2021'de 2 milyon 777 bin 797 kişi iller arasında göç etti. Bu nüfusun %47,5'ini erkekler, %52,5'ini ise kadınlar oluşturdu.
Türkiye'de ikamet nüfusun %94,9'unun doğum yerinin yurt içi, %3,7'sinin ise yurt dışı olduğu belirlendi. Doğum yeri bilinmeyenlerin oranı ise %1,4 olarak kayıtlara geçti. Diğer yandan ikamet ettiği ilde doğanların oranı %63,8 iken ikamet ettikleri ilden farklı bir ilde doğanların oranının %31,1 olduğu görüldü.
Türkiye'de ikamet eden ancak doğum yeri yurt dışı olan 3 milyon 141 bin 351 kişi arasında Bulgaristan doğumlular %11,4 ile ilk sırada yer aldı. Bulgaristan'ı sırasıyla %10,5 ile Almanya, %10,4 ile Irak, %8,8 ile Suriye, %5,7 ile Afganistan doğumlular izledi.
Türkiye'de ikamet eden yabancı nüfus 2021 yılında 1 milyon 792 bin 36 kişi olurken, bu nüfusun %49,7'sini erkekler, %50,3'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'de ikamet eden yabancı nüfusun vatandaşlık ülkelerine göre dağılımı incelendiğinde, %18 ile Irak vatandaşlarının ilk sırada yer aldığı görüldü. Irak vatandaşlarını sırasıyla %10,2 ile Afganistan, %7,2 ile İran ve %6,9 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti. Kurs, turizm, bilimsel araştırma ve benzeri nedenlerle 3 aydan kısa süreli vize veya ikamet iznine sahip yabancılar ve geçici koruma statüsüyle ülkede bulunan Suriyeliler nüfusa dahil edilmedi.
Türkiye'de hane halkı tipleri incelendiğinde, yıllar içinde tek kişilik hane halkları ile aralarında eş, anne-çocuk veya baba-çocuk ilişkisi olmayan fertleri içeren, diğer bir ifadeyle çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hane halklarının oranında artış olduğu gözlendi. 2014 yılında %2,1 olan bu oran 2021'de %3,2'ye çıktı.
Tek kişilik hane halkı oranı 2014'te 13,9 iken 2021'de %18,9'a yükseldi. Tek çekirdek aile olarak ifade edilen, yalnızca eşlerden veya eşler ve çocuklarından veya tek ebeveyn ve en az bir çocuktan oluşan hane halkları ile geniş aile olarak tanımlanan ve en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hane halklarının oranında yıllar içinde azalma olduğu görüldü.
Aralarında akrabalık bağı bulunsun ya da bulunmasın aynı adreste yaşayan bir veya birden fazla kişiden oluşan topluluk olarak tanımlanan hane halkı sayısı, Türkiye'de 2014 yılında 21 milyon 91 bin 75 iken 2021 yılında 25 milyon 329 bin 833'e ulaştı. Türkiye'de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hane halkı büyüklüğü, yıllar içinde azalma eğilimi göstererek 2021 yılında 3,23 kişiye indi.
Ülkede 2021 yılında doğan bebeklere verilen isimler incelendiğinde, erkeklerde Yusuf, kızlarda ise Zeynep ismi ilk sırada yer aldı. Türkiye nüfusu içinde cinsiyete göre en çok kullanılan isimler incelendiğinde ise erkeklerde Mehmet, kadınlarda da Fatma isminin ilk sırada yer aldı.
Hane halklarının konuttaki mülkiyet durumuna göre dağılımına bakıldığında, %60,7'sinin oturduğu konutun sahibi olan, %27,6'sının kiracı olan, %8,4'ünün oturdukları konutun sahibi olmayan fakat kira da ödemeyen ve %0,9'unun da lojmanda oturan hane halklarından oluştuğu görüldü. Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta iş gücüne katılma oranı %51,9 oldu. Cinsiyete göre incelendiğinde, iş gücüne katılma oranı erkeklerde %69,9, kadınlarda ise %34 olarak kayıtlara geçti.
İstihdam oranına bakıldığında, toplamda %46,2, erkeklerde %63,3 ve kadınlarda ise %29,2 oldu. Diğer yandan işsizlik oranının toplamda %10,9, erkeklerde %9,4, kadınlarda ise %14,1 olduğu görüldü. İstihdamın tarım, sanayi ve hizmet olarak üç ana sektöre göre dağılımı incelendiğinde, toplam istihdam içerisinde %57,7 ile hizmet sektörü en yüksek paya sahip oldu. Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, erkeklerin %55,5'i, kadınların ise %62,4'ü hizmet sektöründe yer aldı.
İstihdamda %26,9 ile ikinci büyük paya sahip olan sanayi sektörünün cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerin %31,3'ünün, kadınların ise %17,6'sının bu sektörde yer aldığı tespit edildi. İstihdamda %15,4 ile üçüncü büyük paya sahip olan tarım sektörünün cinsiyete göre dağılımında ise erkeklerin %13,2'si, kadınların %20'si tarım sektöründe yer aldı.
İstihdamın işteki duruma göre dağılımı incelendiğinde, toplam istihdam içerisinde ücretli ve yevmiyeli olarak çalışanların %71 ile en yüksek paya sahip olduğu görüldü. Bunu sırasıyla %15,8 ile kendi hesabına çalışanlar, %8,5 ile ücretsiz aile işçileri ve %4,7 ile işverenler izledi.
Cinsiyete göre işteki durumun dağılımına bakıldığında, her ikisinde de %71 ile ücretli veya yevmiyeli çalışanların ilk sırada olduğu görüldü. Erkeklerde ikinci sırada %19,1 ile kendi hesabına çalışanlar yer alırken, kadınlarda %18,2 ile ücretsiz aile işçisi olarak çalışanlar yer aldı.
Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde iş gücüne dahil olmayan nüfusun çoğunluğunu %31,2 ile ev işleriyle meşgul olanlar oluşturdu. Bunu %18,2 ile eğitim/öğretimine devam edenler, %16,6 ile emekliler, %15 ile çalışamaz halde olanlar izledi. Cinsiyete göre iş gücünde olmama nedenleri incelendiğinde, kadınlarda en önemli neden %45,2 ile ev işleri ile meşgul olma, erkeklerde ise %38,6 ile emeklilik öne çıktı.
Hane halkı büyüklüğüne göre istihdamdaki kişi sayısı incelendiğinde, yalnız yaşayanların %60,4'ünün, 2 kişilik hanelerin %44'ünün, 3 kişilik hanelerin %14,1'inin istihdamda yer almadığı belirlendi. Diğer yandan 4 kişilik hanelerin %47'sinde istihdamda yalnızca 1 kişi, %34,3'ünde ise 2 kişi olduğu tespit edildi.
Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde, doğum yeri Türkiye olanların iş gücüne katılma oranı toplamda %52,6, erkeklerde %70,5 ve kadınlarda %34,7 oldu. Türkiye'de ikamet eden ancak yurt dışında doğanların iş gücüne katılım oranı ise toplamda %44,3, erkeklerde %65,1 ve kadınlarda %25,8 olarak gerçekleşti.
Kaynak: Euronews Türkçe







YORUMLAR