Uluslararası Deniz İstasyonu projesi: Proteus

Uluslararası Uzay İstasyonu'nun su altı versiyonu olarak tasarlanan "Proteus" projesinin dünyanın en gelişmiş sualtı bilimsel araştırma istasyonu olması planlanıyor. Bilim adamlarının uzun süreler boyunca çalışmaları için yaşanabilir bir alan olarak tasarlandı. Her şey planlandığı gibi giderse, Proteus’un 2025’in sonunda su altında kurulması bekleniyor.

Uluslararası Deniz İstasyonu projesi: Proteus
10 Mart 2022 - 22:25
Fabien Cousteau’nun, insanların okyanusta nasıl yaşayıp çalışacaklarıyla ilgili bir hayali vardı. Denizaltı benzeri mühürlü baloncuklar yerine ev gibi görünen ve ev hissi veren su altı yaşam alanlarının inşa edilmesiyle, dalgaların altında uzun süre kalmanın mümkün olabileceğini düşünüyordu.

Bu yaşam alanlarının bir mutfak, çalışma alanı ve uyuma bölümleri içereceğini söylüyordu. Tabii ki dış dünyaya açılan pencereler veya görüş alanları da olacaktı. Evin altında yer alan bir delik de ön kapı görevi görecek, bu sayede tesisin içine ve dışına kolay erişim sağlanacaktı.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nun denizdeki benzeri niteliğindeki Proteus projesi, çoğunlukla bir astronotun okyanustaki karşılığı olan akuanatları barındıracaktı. Bir süredir kabarcık yayan bu fikir, yakın zamanda şekillenmeye başlayabilir. Proteus’u işletecek özel bir şirket olan Proteus Okyanus Grubu, geçenlerde okyanus ortamında hiperbarik ve basınçlı tank yapımında uzman olan bir şirketle mühendislik, tedarik ve inşaat sözleşmesi imzaladı. Proteus’un araştırdığı teknolojiler bağlamında yaptığı çoğu şey, uzay teknolojilerine benziyor.

İlk ünite, Venezüela’nın kuzeyindeki Curaçao adası açıklarında ve yaklaşık 18 metre derinlikte korunan bir deniz alanına kurulacak. Araştırma takımı, gelecekteki istasyonlar için de Avrupa ve ABD genelinde ilave konumlar arıyor; hedefleri ise bir istasyon ağı oluşturmak. Proteus’un yerleştirileceği genel alanın etrafındaki deniz tabanının 3 boyutlu haritası tamamlanmış bile.



Ünlü okyanus kâşifi Jacques Cousteau’nun torunu Cousteau, “Su altında 3 boyutlu harita çıkardık.” diyor. “Fakat COVID sırasında yapmak pek kolay olmadı. Haritaları, Karayip Biyoçeşitlilik Araştırma ve Yönetimi Vakfı ile Curaçao hükümetiyle paylaştık.” Mühendislik tasarımının ilk aşamasının Nisan’da başlaması, bölümlerin inşaatına da ya 2022’nin sonunda ya da 2023’ün başında başlanması planlanıyor. Her şey planlandığı gibi giderse, daha derinde ana istasyona bağlı uydu bir istasyonla beraber Proteus’un 2025’in sonunda su altında kurulması bekleniyor. Buna paralel kara tabanlı bir görev kontrol istasyonu da kurulacak.

Böyle bir tesisin günün birinde orada yaşayabilecek araştırmacılara nasıl yardımcı olabileceğini anlamak için, bu tesisi bir denizaltı gibi geleneksel okyanus teknolojilerinden ayıran şeyin ne olduğunu kavramak önem taşıyor. “Bir denizaltından çok farklı. Denizaltı bir baloncuktur. Proteus ve daha derindeki su istasyonu ise teknik olarak bir basınç tankı olmayacak.” diyor Cousteau. “İçerideki ortam basıncı, dışarıdaki basınçla aynı olacak. Bir basınçlı tankta ise dışarıdaki basınçla içerideki basınç farklıdır.”

Cousteau, bu durumu bir bardağı alıp ters çevirmeye ve suya batırmaya benzetiyor. Bardak suya doğru ittirildiğinde içeride bir hava baloncuğu oluşur ve su baloncuğa gitmez çünkü bardağın içindeki ve dışındaki basınçlar dengededir. Böyle bir şey, orada yaşayacak kaşifler için faydalı olur çünkü "Scuba" dalışı yapmak üzere ayrıldıklarında Proteus’un içindeki ve dışındaki basınç farklılıklarına karşı ayarlama yapmaları gerekmez.



Proteus’un vadettiği şey yeni bir fikir değil. Aslında Cousteau’nun dedesi, 1960’lı yıllarda su altı yaşam alanlarının ilk öncülerinden biriymiş. ABD Dalış Tarihi Müzesi, deniz tabanında 60’ı aşkın yaşam alanının yapıldığını tahmin ediyor. Fakat bunların çoğu ya terk edilmiş, ya da bakımsızlıktan harap olmuş. Son kalanlardan biri de ABD’nin Florida Keys ada grubunda yer alan, 18 metre derinlikte bulunan ve halen asronotları eğitmek için kullanılıp araştırma görevlerine ev sahipliği yapan Aquarius. Fabien Cousteau resif tabanındaki bu istasyonda 2014 yılında 31 gün kalmış ve dalgaların altındaki yaşama dair içeriden edindiği izlenimi PopSci ile paylaşmıştı.

Kaynak: Popular Science Türkiye

YORUMLAR

  • 0 Yorum