Söz Kimlere Namustur?

Alper A. İlerigel

(Üç perdelik bir oyun)
Birinci Oyun - İhanet
Büyük bir oyunu izliyorsunuz. Geri planda kalmamak için oyunu yakından izliyorsunuz. Sadece gösterilen örüntüleri görebiliyorsunuz. Bir olaya odaklanırken bir mimiği ya da bir yanlışı göremiyorsunuz. Estetik kaygısı güdüyorsunuz fakat güdüldüğünüzün farkında değilsiniz. O koltuk sizin için ayrıldı. Diğer ayrılanlar da sizden değildi. Sayfaları karıştırır gibi yapıp senaryoyu okumak isterken oynanan oyunun parçası haline geldiniz. Sorgulamak varken düşüşler dünyasında aldandınız.

Oyunun bitmesini istiyorsunuz fakat kumanda size verilmedi. Çünkü sözünüze sadık değildiniz. Yaşantılarınız bir yapay zeka vasıtası ile incelendi ve her renkten yalana uyduğunuz tespit edildi. Geçmiş olsun. Sözüne güvenilmeyenlerin kara listesine alındınız. Korkmayın. Geçmişinizi sorgulamıyoruz. Sadece tedbir amaçlı sizden uzak duruyoruz. Ehliyetinizi, sizi her şekilde sulu götürüp susuz getirecek, helalden ve yarardan uzak bir genetikçi kasaptan aldığınızı biliyoruz. Bundan gayet memnun olduğunuz her halinizden belli oluyor. Yalanlar içinde yaşamak yorucu gelmediği için kaçma nazarınız oluşmamış. Almazlığın kollarında verdiğiniz pozlar ise cabası.

Taşlı tarlalardan verim alınmazken neyin duasına el açıyordunuz? Sözünün eri olacak üç yüz on dört kişi arasında isminiz yer almıyor. Neyin dik duruş senaryosu bu? Eteğinizdeki taşlardan kurtulmazsanız gemileriniz zinciri geçemeyecektir.

İkinci Oyun - Kehanet
Büyük bir oyunu izliyorsunuz. Göz bebekleriniz bir küçülüyor bir büyüyor. Elinize bir kumanda tutuşturulmuş, bi' de sizden yapay zekayı yönlendirmeniz isteniyor. Karşınızda sekiz seçenek var ve bir hamle yapmanız isteniyor. Hormonlarınızın seviyesini kontrol edemiyorsunuz. Damarlarda dolaşan kan değil de ne?

Sinir sisteminizin kontrolünü sağlamak için çaba gösteriyorsunuz. Hareket kabiliyetiniz en doğru kararı vermeniz için hazırda beklemekte. İstediğinizde yaratılacak olan anınızın hayır mı şer mi olduğunu kestiremeyebilirsiniz fakat ehem-mühim ayrımını doğru zamanda yapmanız gerekiyor. Gördüğünüzün rüya olmasını istiyorsunuz. Bu rüyadan hemen uyanmanın sizi kurtaracak yol olduğundan da eminsiniz. Peki siz ne kadar gerçeksiniz? Bunu denemek için yapay zekanın nimetlerine başvuruyorsunuz. Fakat hormonlarınız hareket noktanızı belirlerken mantığınız sizi ait olduğunuz yerden çıkaramıyor.

“Gözüme görünme!” dediğiniz her şey için imtihana çekilir gibi ter boşalıyor yüzünüzden. Elinizdeki kumandayı fark ediyorsunuz ve mavi bir tuşa basıyorsunuz. Rengarenk bir gökyüzü açılıyor perde gerisinden. Her tondan rengin ahenginin sizi, doğru olduğuna inandığınız şeye götürdüğü zannına kapılıyorsunuz. Gözünüzü kapattığınız an kendinizi bir mağarada buluyorsunuz. Açtığınızda yine rengarenk bir dünyadasınız. İki alemi birden yaşıyorsunuz. Fakat bir alemde doğru karar vermek için diğer alemde de doğru karar vermeniz gerekiyor. Bu karşınızdaki yüksek teknolojiyle donatılmış bir mağara ve bu mağarayı kontrol eden de büyük bir bilgisayar ve size gerekli yönlendirmeler yapıyor. Mağaranın içinde üstüne ışık hüzmeleri düşen satranç taşlarının gölgeleri ile oynuyorsunuz. Gözünüzü açtığınızda ise almazlığın kök saldığı renkli bir dünyada sözünün eri olmak için çabalıyorsunuz. Namus kodu sözünüze yansımış. Buradaki hatanız diğer tarafı etkilerken aslında kaderin cilvelerinden kaçamadığınızı fark ediyorsunuz. Duygularınızı kontrol etmekte zorlandığınız için de hamleleriniz sizi ele veriyor. Gemilerinizin dümeninde olsanız da kararsızlığınız sizi bir yere götürmüyor.

Üçüncü Oyun - Fetanet
Büyük bir oyunu izliyorsunuz. Tüm çerçeveyi ve tüm örüntüleri görecek bir yere oturmuşsunuz. Size sadece görme lütfu kalıyor. Gözlüklerinizin camını siliyorsunuz ve elinizdeki kumandayı yavaşça yere bırakıyorsunuz. Birileri kumandayı almak için eğildikçe eğilsin diyorsunuz. Sizin meseleniz başka. Perde gerisine geçiyor ve oyunu siz yazıp, senfoniyi siz başlatıyorsunuz.

“Söyleyene değil, söyletene bakmak lazım.” sözünüzün arkasında hareket kabiliyetinizi “Sen atmadın, O attı.” mefhumu beliriyor. Karar verdiğinizde ömür boyu yapacağınız kurallar meleke haline dönüşüyor. Sözünüzün tesiri namusu aşıyor. Yapay zeka göz bebeklerinizin, çaldığınız şarkılar da sesinizin esiri olmuş. Gemileriniz karaya çok yakışıyor, Akadeniz çırpınıyor.

Alper A. İLERİGEL 05.02.2020 (Proje 99)