Behzat Malumaka

Behzat Malumaka


Her Şey Bizimle Alâkalı

17 Kasım 2021 - 04:36

Usain Bolt'u 100 metrede dünya şampiyonluğuna taşıyan antrenman programından tutalım da, bin beş yüz yıl önce bir savaşta oluşturulan stratejilere, bir derinin ayakkabı için nasıl işlendiğinden, bir annenin çocuk doğurduktan sonra vücudunda nasıl süt üretimi başladığına kadar her şey bizimle alakalı. Yaşamak, umrumuzda olmalı yani.
Sıralı kurallar manzumesinin ilk kuralı, zaman-mekan. Maddenin hareketi ile bir zaman mefhumundan bahsedebiliyoruz. Tamamı zihinde gerçekleşen bu kavramlar, belirli kuralları yani sistematiği beraberinde getiriyor. Demem o ki belirli kodlar olmak zorunda. Zihnin algılayış algoritması bunun üzerine kurulu. Mesela FIFA isimli futbol oyununu oynarken belirli yazılım sınırları dışına çıkamayız. Panenka'nın meşhur penaltısını göz önüne getirelim. EA Sports yazılımcıları bunu oyuna ilave etmezse bunu yazılım üzerinde oynamadan yapamayız. Belirli hızın ötesine taşıyamayız futbolcuları. Oynarken sonlu, biten, bir dünyanın içinde (rüya da denebilir aslında) gezer dururuz.

Gerçek sandığımız rüyamıza dönelim. Sınırlarını keşfetmemiz çabucak, tek seferde mümkün olmayan bu rüyada, elimizden geldiğince dip-bucak, mümkün olabildiğince karşılaştığımız bütün tecrübe alanlarını kendimize muhatap kılmalıyız. Bütün alanların birinci dereceden bize muhatap olması pek mümkün görünmüyor. Bu yüzden bir alandan başlayarak neleri bilmediğimizin teşhisi mühim. İlerde, tek bir alanla sınırlı kalmamalı. Kalmamalı ki, birden fazla konuda uzmanlık seviyesine ulaşabilmeliyiz.

Hal böyle olursa ki olabiliyor, daha yüksek kodlarla aynı zaman ve mekânda başka bir alemde yaşayabiliriz. "Çoğumuz" bu alçak kodlardan muzdaribiz. Ne kadar bu şekilde ifade edilişine rastgelmemiş olsak da, ki bu kodlarla abes değil, bu alçak kodların tezahürlerinden yakınırken buluyoruz kendimizi. Zaten "insanların çoğu" hakkında olumlu bir ayet olmadığı konusunda mutabıkız.

Değiştirmek için yoğun çaba harcadığımız bir çok durum oluyor. Zaman zaman mermere ekin ekmeye çalışıyoruz. Mermeri okuyamıyoruz, ekin ekmeyi bilmiyoruz. Bir bilene sormuyor defalarca aynı yöntemi, sanki yeni bir şey deniyormuş edasıyla tekrar edip duruyoruz. Yine olmadı derken de şeytani bir hâl ile mevcut kuralların -sünnetullah'ın- aksine, oluru olmayan bayırlara İbrahim Üzülmez koşusu yapıyoruz. Kafamız öne eğik, aynı çimlere bir öncekinden farklı olmayan bakışımızla, tekrar, şöyle hızlıca bir bakarak basıp geçiyoruz. Tamam, tevafuken koşu gayet başarılı oluyor bazen, ama biliyoruz ki, o ortayı yapabilmek bizi Barcelona'ya taşıyacak. Biliyoruz, bilmemiz yetmiyor o ortayı yine açamıyoruz. Koşumuzu yaparken biraz soluklansak, kimler nasıl başarmış biraz idrak etsek, kolumuzu bacağımızı tam anlamıyla kabullensek... Belki bir organımız haline getirebileceğimiz hislerin varlığına şahit olacağız. Belki Allah'ın nizamı, alçak kodlarımızla sınırlı değildir. Bu kabulleniş için edinmemiz gereken teçhizatın en önemli ayağı işimizi, o işe duyacağımız saygıyla yapmaktan geçiyor. Sarmal ve karmaşık olarak yaratılagelen bu alemde, farkında olarak, ki bu farkındalık profesyonel bir fotoğraf makinesinin saniyede yüzlerce kareye şahit olması gibi, an be an, kılın kırk yarılması türünden bir incelik ve özenle, mümin uyanıklığı ile tahsis edilmeli.
“Allah’ın kanununda asla değişiklik bulamazsın.” (Ahzab 62)

Behzat MÂLUMAKA 17.06.2018 (Proje 99)

YORUMLAR

  • 0 Yorum